Doğuda Kar Yolları Kapadı

27 Şubat 2011 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, bölgede aralıklarla devam eden kar yağışı ve tipi, yüksek kesimlerdeki köylere ulaşımı olumsuz etkiliyor.

Erzurum’da 225, Bingöl’de 54, Kars’ta 33, Muş’ta 29, Tunceli’de 11 ve Ardahan’da 8 olmak üzere bölgede toplam 360 köy yolunda kar ve tipi nedeniyle ulaşım sağlanamıyor.

İl Özel İdare Genel Sekreterliklerinin karla mücadele ekipleri, kapalı köy yollarının ulaşıma açılması için çalışmalarını sürdürüyor. Yetkililer, zaman zaman etkisini artıran tipi nedeniyle çalışmaların güçlükle yapıldığını belirtti.

Karayolları ekipleri de yağış nedeniyle ulaşımda aksama yaşanmaması için kar temizliği çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Meteoroloji yetkilileri, kar yağışının gelecek hafta boyunca özellikle bölgenin kuzey doğusunda etkisini sürdürmesini beklediklerini bildirdi.

Bölgede gece ölçülen en düşük hava sıcaklıkları ise Kars’ta eksi 6, Ardahan’da eksi 5, Erzurum’da eksi 4, Ağrı’da eksi 3, Erzincan’da 2 ve Iğdır’da da 1 derece olarak kaydedildi.

AA

Erbekan Vefat Etti

27 Şubat 2011 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Ankara’da Güven Hastanesi’nde tedavi gören Necmettin Erbakan vefat etti. Hastane eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın saat 11.40′da vefat ettiğini duyurdu. Erbakan’ın vefat haberini alan partililer hastaneye koştu.

Ankara’da tedavisi devam eden Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan vefat etti.

Ankara’da Güven Hastanesi’nde tedavi altında olan Erbakan’ın ölüm haberinin ardından Saadet Partililer hastaneye akın etmeye başladı.

Ocak ayında hastaneye kaldırılan Erbakan’ın ilk başta 24 saat kalacağı açıklanmıştı. Ancak taburcu süresi hergün giderek uzadı.

Erbakan sol ayağında bir damar iltihaplanmasıyla hastaneye yatırılmıştı. Bu süreçte kendisini ziyaret etmek isteyenler ise Erbakan ile görüştürülmemişti.

NECMETTİN ERBAKAN KİMDİR? (1926 - 27. ŞUBAT 2011)

29 Ekim 1926 yılında Sinop’ta doğdu. Babası Adana’nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde yaşamış olan Kozanoğullarından Mehmet Sabri Erbakan. Ağır ceza reisi olan babasının birçok yerde görev yapmış olması dolayısıyla çocukluğu muhtelif Şehirlerde geçen ERBAKAN’ın annesi de Sinop’un tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Kamer Hanım’dır.

Necmettin ERBAKAN ilkokul’a Kayseri Cumhuriyet İlkokulu’nda başladı, babasının Trabzon’a tayin olması dolayısıyla ilkokul öğrenimini burada okul birincisi olarak tamamladı. 1937 yılında ilk tahsilini tamamladıktan sonra aynı yıl İstanbul Erkek Lisesi’nde orta tahsiline başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni 1943 yılında birincilikle bitirdi.

1948 yılı yaz döneminde İTÜ Makine Fakültesi’nden mezun olan ERBAKAN aynı yılın 1 Temmuz’unda Makine Fakültesi Motorlar Kürsü’nde asistan olarak göreve başladı.

1948-1951 yılları arasındaki bu 3 yıllık asistanlık döneminde o zaman doktora tezine tekabül eden yeterlilik tezini hazırladı. Sınıflarda ders vermek doçent ve profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen kendisi asistan olduğu halde ders vermesine izin verilmiştir. Yeterlilik tezindeki başarısından dolayı üniversite tarafından 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesi’nde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve görgüsünü artırmak üzere Almanya’ya gönderilen ERBAKAN, Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Profesör Schimit ile birlikte çok başarılı çalışmalar yaptı.

Aachen Teknik Üniversitesi’nde çalıştığı 1.5 yıl süre içerisinde, bir tanesi doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan ERBAKAN, Alman üniversitelerinde geçerli olan “DOKTOR” unvanını aldı.

Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt yakmaları konusunda araştırmalar yaparak rapor veren ve bu arada da doçentlik tezini hazırlayan ERBAKAN’ın “Dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu” matematiksel olarak izah eden bu tez, Alman ilim çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Tezin mecmualarda neşredilmesi üzerine o tarihte Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ motor fabrikalarının umum müdürü Prof. Dr. FLATS tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya davet edildi. Alman Ekonomik Bakanlığı’nın RUHR sahasındaki fabrikalar üzerinde araştırma yapmak için görevlendirilen heyette kendisinin de yer almasının istenmesi üzerine 15 gün RUHR sahasındaki bütün Ağır Sanayi fabrikalarını gezip inceleme fırsatı buldu.

II. Dünya Harbi’nden sonra Alman üniversitelerinde ilk Türk ilim adamı olan ERBAKAN, 1953 yılında doçentlik imtihanını vermek üzere İstanbul’a döndü. İmtihan sonucunda 27 yaşında Türkiye’nin en genç doçenti olma başarısını gösteren Necmettin ERBAKAN, araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya’nın DEUTZ fabrikalarına gitti. Burada 6 ay süreyle motor araştırmaları başmühendisi olarak, Alman ordusu için yapılan araştırma çalışmalarına katıldı.

1953′ün Kasım ayında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönen ERBAKAN, Mayıs 1954 - Ekim 1955 yılları arasında askerlik görevini ifa etti. İstanbul Kağıthane’deki 6 aylık yedek subay öğreniminden sonra Halıcıoğlu’ndaki istihkam bakım bölüğünde 6 ay asteğmen, 6 ay da teğmen olarak makinelerin bakım ve tamiratları kısmında görev yaptı.

Askerlik görevinden sonra tekrar üniversiteye dönen Necmettin ERBAKAN 1956 yılında Türkiye’de ilk yerli motoru imal edecek olan, 200 ortaklı Gümüş Motor A.Ş.’yi kurdu. ERBAKAN da böyle bir fabrika kurma fikri Almanya’da çalışmaları esnasında, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun sipariş verdiği motorları görünce iyice uyanmıştı.

Yurda dönünce bu çalışmayı başlattı. Ve bugün Pancar Motor adı altında çalışan fabrikanın temelini 1 Temmuz 1956′da attı. Gümüş Motor fabrikasında seri imalat 1 Mart 1960 tarihinde başlamıştır. 1960 yılında Ankara’da yapılan Sanayi Kongresi’nde Gümüş Motor’un yaptığı imalatları sunan ERBAKAN “Yeni hedef otomobillerin Türkiye’de yapılmasıdır” fikrini ortaya atmış, o zaman yönetimde olan askerler tarafından revac bulan bu fikir üzerine Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde “DEVRİM OTOMOBİLİ” adıyla ilk yerli otomobil ERBAKAN tarafından imal edilmiştir. Askeri yönetim Gümüş Motor fabrikasını gezmiş, büyük ilgi ve heyecan duymuşlar, bunun üzerine 200′e yakın General ve üst rütbeli subaya ERBAKAN tarafından bir Sanayi Konferansı verilmiştir.

1965 yılında profesör olan ERBAKAN, Şubat 1966′da Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığına getirildi. Daha sonra Genel Sekreter olan ERBAKAN, 1968 Mayıs’ında Odalar Birliği İdare Heyeti Üyesi, Mayıs 1969′da da Odalar Birliği Başkanı oldu.

Necmettin ERBAKAN 1967 yılında evlendi. Sanayiye gerekli ilginin gösterilmemesi üzerine siyasete atılmaya karar verdi. ERBAKAN, 1969 seçimlerinde Konya’dan bağımsız olarak adaylığını koydu ve seçilerek Meclis’e girdi.

24 Ocak 1970 yılında Milli Görüş’ün ilk partisi olan Milli Nizam Partisi’ni kuran ERBAKAN, 1971 Nisan’ında ihtilal yönetiminin de baskısıyla, Milli Nizam Partisi kapatıldı. Daha sonra 11 Ekim 1972 tarihinde kurulan Milli Selamet Partisi, ERBAKAN liderliğinde girdiği 1973 seçimlerinde % 12 oyla 48 Milletvekilliği ve 3 Senatörlük kazanarak 51 parlamenterle Meclis’e girdi.

1974 yılı başında kurulan MSP-CHP koalisyonunun bozdurulmasından sonra kurulan dörtlü koalisyonda da yer alan MSP’nin Genel Başkanı yine Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerini üstlendi. 5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan 3′lü koalisyonda da bu görevini devam ettiren ERBAKAN liderliğindeki MSP, böylece toplam 4 yıl süreyle hükümet ortağı oldu.

1978 yılı başında 12 Eylül 1980′e kadar muhalefette kalan MSP’nin Genel Başkanlığını yürüten Necmettin ERBAKAN, 12 Eylül İhtilali’nin getirdiği yasaklarla Eylül 1987 yılına kadar politikadan uzak kaldı. Eylül 1987′deki referandumla yeniden siyasi haklarını elde eden ERBAKAN, 19 Temmuz 1983 tarihinde kurulmuş olan Refah Partisi’nin, 11 Ekim 1987 tarihinde yapılan kongresinde oy birliği ile Genel Başkanlığa seçilen Necmettin ERBAKAN 20 Ekim 1991 seçimlerinde Konya’dan yeniden Milletvekili seçildi.

1995 genel seçimlerinde tekrar Konya’dan Milletvekili seçilerek meclise girdi. Bu seçimlerde Refah Partisi %21.7 ile birinci olmuştur. Bunun üzerine 28 Haziran da hükümeti kurma görevini alarak 7 Temmuz da güvenoyuyla Türkiye’nin Başbakanı olmuştur. Koalisyon hükümeti sırasında halkın desteğini alan bir çok önemli başarının yanında uluslararası alanda gelişmekte olan 8 ülkenin işbirliğine öncülük yaparak büyük bir gayretle bir yıl gibi kısa bir sürede D-8 (Development-8) oluşumunu meydana getirmesi önemli bir olaydır.

1998 yılı Şubat ayında Genel Başkanı olduğu Refah Partisi’nin kapanmasıyla 5 yıl siyasi yasaklı hale gelen Erbakan 11 Mayıs 2003′te Saadet Partisi’ne Genel Başkan seçilmiştir.

Erbakan 2010 yılında yeniden Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçilmişti.

Evli ve 3 çocuk babasıdır.

Haber7-kimkimdir.gen.tr

Haber7

Emine Erdoğan dünyaya seslendi

22 Şubat 2011 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türkiye’de kadınların, eşitlik mücadelesinde, ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda daha etkin olma mücadelesinde, örnek bir atılım sergilediklerini belirterek, ”Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan, anayasal ve parlamenter demokrasiyi başarıyla uygulayan, demokratik standartlarını her geçen gün yükselten, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini yürüten Türkiye, bölgesinde olduğu kadar, küresel ölçekte de etkinliğini artırıyor, dikkatleri üzerine çekiyor” dedi.

Emine Erdoğan, New York’ta BM Kadının Statüsü Komisyonu’nun 55. Oturumu’nun açılışında, onur konuşmacısı olarak BM Genel Kurulu’na hitap etti.

Emine Erdoğan’ın konuşmasını Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldal Akşit, Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan ve kızı Sümeyye Erdoğan da dinledi.

Emine Erdoğan konuşmasının başında, BM Kadının Statüsü Komisyonu’nun 55. Oturumu’na başarılar dileyerek, toplantıya katılanlara hitap etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Kadının Statüsü Komisyonu 55. Oturumu’nda, ”Kadınlar ve kızların eğitime, meslek içi eğitime, bilime, teknolojiye, tam istihdama ve uygun işlere erişimleri ve katılımlarının desteklenmesi” konusunun öncelikli tema olarak seçilmesini son derece isabetli bulduğunu ifade eden Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletlerde bir Kadın Biriminin (BM Kadın) oluşturulmasını ve faaliyete geçmesini de heyecan verici bulduğunu söyledi.

Kadın Biriminin sorumluluğunu Michelle Bachelet’in üstlenmiş olmasından ayrıca büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Bachelet’i kutlayan ve yürekten desteklediğini belirten Erdoğan, ulaşım ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasının, mesafelerin kısalmasına, dünyanın küçük ekranlardan evlere kadar girmesine yol açtığını kaydetti.

-”EĞER OLAYLARI HEM AKLIMIZLA, HEM KALBİMİZLE İZLER VE YÜREĞİMİZİN DERİNLİKLERİNDE HİSSEDERSEK SORUMLULUĞUMUZ DA ÇOK FARKLI OLUR”-

Emine Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

”100 yıl önce, sadece kendi şehrini, kendi ülkesini izleyebilen insanoğlu, bugün artık dünyanın en ücra köşelerini dahi izleyebiliyor ve oralardan anında haberdar olabiliyor. Öğrenmek ve bilmek insanı aydınlatır ama altını çizerek ifade etmek isterim ki öğrenmek, bilmek, görmek ve haberdar olmak, insanı aydınlattığı kadar, sorumluluğunu da artırır. İnsan, yaşananları sadece mantık penceresinden de izleyebilir, gönül penceresinde de izleyebilir. Eğer dünyanın dört bir yanında meydana gelen olayları hem aklımızla, hem kalbimizle izler ve yüreğimizin derinliklerinde hissedersek, sorumluluğumuz da çok farklı olur. Her gün televizyon ekranlarından, bilgisayar ekranlarından izlediğimiz, gazete sayfalarından okuduğumuz trajediler, bir film stüdyosundan değil, yeryüzünün gerçek sahnesinden bizlere yansıyor.

Şu anda, biz bu toplantıyı gerçekleştirirken, aynı anda yeryüzünün bir yerlerinde bebekler ölüyor, çocuklar ekmek, ilaç ve oyuncak için ağlıyor, kadınlar şiddete maruz kalıyor. Kuzey Yarımkürede bir yerlerde, bir kadın, çok pahalı bir süs eşyası için pazarlık yaparken, Güney’de bir başka kadın, çocuğuna bir dilim ekmek bulabilmek için çırpınıyor. Ne yazık ki televizyonlarımızı, bilgisayarlarımızı kapattığımızda, şahit olduğumuz manzara gözlerimizin önünden giderken, kadının dramı, trajedisi, acısı ve çığlığı sona ermiyor, gözyaşı dinmiyor.

Ben Bangladeş’te, sokakta geceleyen, sabah, özürlü evladına çöplükten ekmek kırıntısı toplayan anneler gördüm. Pakistan’da, sel felaketinde, ailesinin tüm fertlerini yitiren, yoksulluk içindeki yaşamına bir de yalnızlığı ekleyen kadınlara şahit oldum. Saraybosna’da, sistematik şiddet uygulanan, insanlık onurlarına insafsızca saldırılmış kadınlar tanıdım. Irak’ta, ellerinden eşleri, ellerinden çocukları, ellerinden gelecekleri alınmış kadınlara tanık oldum. Gazze’de, Kudüs’te, Ramallah’ta, umutları, sesleri, nefesleri, insani hakları çalınmış; yavruları fosfor bombalarıyla katledilmiş, gözyaşları dahi, sinirleri dahi alınmış kadınlar gördüm. Evet… Eminim ki en az benim kadar sizler de hakları, umutları, gelecekleri, hatta isimleri ellerinden alınmış nice kadınlar gördünüz, nice hanımlar tanıdınız. Kadınların çıkarmadığı ve kadınların sürdürmediği savaşlarda, en önce kadınların, en önce çocukların hedef tahtasına yerleştirildiği bir dünyada yaşıyoruz.”

-”KADINLAR HİBE DEĞİL, SADAKA DEĞİL, İNSAN ONURUNA YARAŞIR ŞEKİLDE VAR OLMA HAKKI İSTİYOR”-

Emine Erdoğan konuşmasında şu hususların da altını çizdi:

”Bugün artık kadınlar, ne ekmek, ne de merhamet istiyorlar. Bugün, dünyanın her yerinde kadınlar, haklarını, en temel insani haklarını, eğitim haklarını, çalışma haklarını, eşitlik haklarını istiyorlar. Kadınlar, her zamankinden çok daha fazla öğrenmek, bilgilenmek istiyor, kendileri için, çocukları için, gelecek nesiller için artık daha fazla eğitim istiyorlar, hayatın her alanındaki etkinliklerde daha fazla söz sahibi olmak istiyorlar. Kadınlar, hibe değil, sadaka değil, insan onuruna yaraşır bir şekilde var olma hakkı istiyor ve artık çok daha güçlü şekilde bunun için mücadele veriyorlar. Henüz katedeceğimiz uzun bir mesafe olduğunu, henüz aşmamız gereken büyük engeller, elde etmemiz gereken daha fazla insani hak olduğunu biliyoruz ama yine bugün, dünyanın her yerinde sesini yükselten, örgütlenen, bilinçlenen ve aydınlanan kadınlar sayesinde, şafağın da her zamankinden daha yakın olduğunu biliyoruz.”

-TÜRKİYE’DEKİ DURUM-

Konuşmasında Türkiye’de kadınların, eşitlik mücadelesinde, ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda daha etkin olma mücadelesinde, örnek bir atılım sergilediklerini ifade eden Emine Erdoğan, ”Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan, anayasal ve parlamenter demokrasiyi başarıyla uygulayan, demokratik standartlarını her geçen gün yükselten, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini yürüten Türkiye, bölgesinde olduğu kadar, küresel ölçekte de etkinliğini artırıyor, dikkatleri üzerine çekiyor” diye konuştu.

Türkiye’nin kadına ve kadın haklarına, kadınların eğitimine ve çalışmasına yönelik tarihi ön yargıları tek tek geride bıraktığını; ”yerel ile evrenseli buluşturan bir anlayışla” hareket ettiğini söyleyen Emine Erdoğan, şöyle devam eti:

”Sadece son 8 yılda, ülkemde, 160 bin yeni derslik inşa edildi, 80 yeni üniversite kuruldu, yurtlar, eğitim merkezleri, kurslar, öğrencilere ve ailelerine yönelik maddi destekler sayesinde okullaşma oranı yüzde 100 oranına çok yaklaştı. Benim bizzat öncülüğünü yaptığım bir kampanya ile ülke genelinde 350 bin kadın ve kız çocuğu okulla buluştu, okuma yazma öğrendi.”

Konuşmasında tüm ülkeler için model olabileceğine inandığı bir gelişmeyi de katılımcılarla paylaşmak istediğini belirten Emine Erdoğan, şöyle konuştu:

”Türkiye’de, son dönemde, demokrasinin standartları yükseldikçe, halk ile devlet arasındaki güven bunalımı ortadan kalktı. Geçmişte, kendisi ile okul arasında, kendisi ile eğitim arasında mesafe gören aileler, oluşan güven ortamıyla birlikte çocuklarını, özellikle de kız çocuklarını okula göndermeme tavrından hızla vazgeçtiler. Kız çocuklarını uzak şehirlere göndermek istemeyen aileler, şehirlerine kurulan okul ve üniversitelere çocuklarını güven içinde göndermeye başladılar. Ülkemde şu anda, özellikle eğitim noktasında yürütülen kampanyalar, geleceğin annelerini eğitiyor ve gelecek nesiller adına umut verici bir tabloyu müjdeliyor. Eğitimle birlikte, siyasal, sosyal ve ekonomik haklarda her geçen gün iyileştirmeler yapılıyor. En son, 2010 yılında gerçekleşen bir Anayasa değişikliği ile kadın hakları geliştirildi, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması güvence altına alındı.”

1934 yılında, dünyada örneği çok azken, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındığını da vurgulayan Emine Erdoğan, ”Bu minval üzerine bugün de kadınların siyasette daha aktif rol alması destekleniyor, parlamentoda, siyasetin genelinde kadınların aktif rol alması teşvik ediliyor. 2009 yılında Ulusal Parlamentomuzda kurulan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, uluslararası gelişmeleri de izleyerek, kadın erkek eşitliğini yasal düzenlemelerle kayıt altına alıyor. Standartları ilerleyen bir demokrasi içinde, kadına yönelik şiddete hiçbir şekilde tolerans gösterilmiyor, bu noktada alınan önlemlerle birlikte ağır cezai şartlar da kararlılıkla uygulanıyor.”

”Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmeliyim ki Türkiye, Bin Yıllık Kalkınma Hedefleri arasında yer alan cinsiyet eşitliği ile kadın ve kız çocuklarının eğitim hakları alanında önemli yol almış, 2015′te ulaşılması gereken hedeflerin çoğuna bugün ulaşmış bir ülkedir.”

BM’nin, küreselleşen dünyanın bir umudu olarak ortaya çıktığının, Kadının Statüsü Komisyonunun da aynı şekilde dünya kadınlarının bir umudu olarak faaliyet gösterdiğinin altını çizen Emine Erdoğan, ”Burada alınacak kararların, yeryüzünün her köşesindeki, ezilmiş, dışlanmış, ayrımcılığa maruz kalmış, şiddete maruz kalmış kadınlara, en azından onların kız çocuklarına umut vermesini canı gönülden temenni ediyoruz. Bu yönde desteğimizi vermeye, tecrübelerimizi sizlerle paylaşmaya her an hazır olacağız” dedi.

Emine Erdoğan, konuşmasının sonunda Türkiye’nin tüm kadınlarının selamlarını katılımcılara da iletti.

-DİĞER KONUŞMALAR-

Toplantıda Emine Erdoğan’dan önce konuşan BM Genel Sekreter Yardımcısı Asha-Rose Migiro da cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi amacıyla BM’deki tüm kadın kurumlarını tek çatıda toplayan ”BM Kadın”ın bu hafta içinde resmen göreve başlayacağını bildirmekten memnuniyet duyduğunu belirtti.

”BM Kadın”ın Başkanı Michelle Bachelet de yaptığı konuşmada, kızların ve kadınların sorunlarından söz ederek, toplumda cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesinin sağlanmasının son derece önemli olduğunu belirtti. ”Kadınların toplumdaki tüm sorunların anahtarı” olduğunu ifade eden Bachalet, BM Kadının Statüsü Komisyonunun 55. Oturumu’nun, kadın sorunlarının hem ülke, hem de sivil toplum örgütleriyle tartışılacağı önemli bir forum olacağını söyledi. Bachalet, bu kapsamda, BM Kadının, kadınların toplumda seslerinin ve katılımının güçlendirilmesi, kadınlara yönelik şiddetin ortadan kaldırılması, kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesinin sağlanması ve cinsel eşitliğin ulusal planlara katılması gerektiğini belirtti.

Emine Erdoğan ve Bakan Kavaf bugün, Tanıtma Fonu tarafından desteklenen İstanbul Kadın Araştırmaları Merkezi’nin (İKAM) Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği ile iş birliği halinde BM’de düzenleyeceği ”Türkiye’den Kadın Çalışmaları” konulu toplantıda da konuşma yapacak.

AA

Bitliste Deprem

22 Şubat 2011 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünün internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, saat 20.15′te, merkez üssü Ovakışla-Ahlat olan 4.5 büyüklüğünde, orta şiddette deprem kaydedildi.

Bu arada, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, depremin merkez üssünün Muş’un Bulanık ilçesi, büyüklüğünün de 4.4 olduğunu bildirdi.

AA

Çalma Hastalığı Nedir

13 Şubat 2011 Yazan kursun  
Kategori Manşet

Çalma hastalığı Kleptomani haberi Çalmadan duramayan bu kişiler genellikle aşağıdaki şekilde söylemler ya da düşünceler içine girerler:

Metil Alkol İki Can Aldı

13 Şubat 2011 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Alınan bilgiye göre, Ergün Özçekiç (42), alkol satışı yapan bir büfeden 5 TL karşılığında alkollü içecek istedi. İddiaya göre büfe görevlisi, Ergün Özçekiç’e metil alkollü içecek verdi. Evine giden Ergün Özçekiç, kardeşi Seçkin Özçekiç (31) ile limon karıştırdıkları alkolü içti.

Bir süre sonra fenalaşan Özçekiç kardeşler, hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakımda 1 haftadır komada olan Seçkin Özçekiç ile ağabeyi Ergün Özçekiç (42) hayatını kaybetti.

Aile, metil alkol sattığını iddia ettikleri işyeri sahibi hakkındaki açtığı davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirtti.

İHA

Bursa izmir Yolunda Sis Kazası

09 Şubat 2011 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Bursa-İzmir çevre yolunda çok sayıda aracın karıştığı zincirleme trafik kazasında ilk belirlemelere göre 6 kişinin öldüğü 30 dolayında kişinin de yaralandığı bildirildi.

Alınan bilgiye göre, çevreyolunun Yeni Hal binası mevkisi yakınlarında yoğun sis nedeniyle çok sayıda aracın karıştığı zincirleme trafik kazası meydana geldi.

Kazada ilk belirlemelere göre 6 kişinin öldüğü 30 kadar kişinin yaralandığı bildirildi.

Yaralılar, olay yerine gelen kurtarma ekiplerince araçlardan çıkarılarak ambulanslarla Bursa’daki çeşitli hastanelere kaldırıldı.

Kaza nedeniyle Bursa-İzmir çevreyolu araç trafiğine kapatıldı.

Bu arada, olay yerine gelen bir ambulas da kazaya karıştı

Yargıtay ve Danıştay Artıyor

09 Şubat 2011 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Yargıtay ve Danıştay’da daire ve üye sayısını artıran, ”Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı”nın 1. Bölümü, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

”Temel” yasa olarak görüşülen 1 ile 6. maddeleri kapsayan 1. Bölüme göre, Danıştayın daire sayısı 13′ten 15′e çıkarılacak. Danıştay, 14′ü dava, 1′i idari daire olmak üzere 15 daireden oluşacak.

Her dairede bir başkan ile yeteri kadar üye bulunacak. Heyetler, 1 başkan ve 4 üyenin katılımıyla toplanacak, salt çoğunlukla karar verecek.

Sayının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilecek. Bu durumda oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık edecek. Müzakereler gizli yapılacak.

İdari Dava Daireleri Kurulu, idari dava dairelerinin başkanları ile üyelerinden; Vergi Dava Daireleri Kurulu da vergi dava dairelerinin başkanları ile üyelerinden oluşacak.

Toplantı ve görüşme yeter sayısı İdari Dava Daireleri Kurulu için 31, Vergi Dava Daireleri Kurulu için 13 olacak. İdari Dava Daireleri ile Vergi Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyiz veya itiraz yoluyla incelenmesinde ve iki dava dairesinin birlikte yapacağı toplantıda verilen kararların incelenmesinde, bu dairelerde karara katılmış olanlar, idari ve vergi dava daireleri kurullarında bulunamayacak.

Dava dairelerinden 3, 4, 7 ve 9′uncu daireler vergi dava dairesi, diğer dava daireleri ise idari dava dairesi olarak görev yapacak.

İdari dava daireleri ile vergi dava daireleri kendi aralarında iş bölümü esasına göre çalışacak. Özel kanunlarda başka hüküm bulunmadığı takdirde, dava daireleri arasındaki iş bölümü karar tasarısı, Başkanlık Kurulunca hazırlanacak. Bu karar tasarısı, toplantı tarihinden 7 gün önce ilan edilerek, Genel Kurul’un onayına sunulacak. Genel Kurul, iş bölümü karar tasarısını aynen onaylayabileceği gibi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine değiştirerek de onaylayabilecek.

İptal davaları ve idari sözleşmelerden doğan davalar yönünden daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde, uyuşmazlığın kaynaklandığı mevzuat esas alınacak.

Temyiz incelemesi yapmakla görevli daire, aynı konuda ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalara bakmak ve olağanüstü kanun yolları incelemelerini de yapmakla görevli olacak.

İdare mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli idari dava dairesince yapılacak.

Vergi mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli vergi dava dairesince yapılacak.

İş bölümünde idari ve vergi dava dairelerinden herhangi birinin görevinde olduğu belirlenmemiş davalara bakmak üzere birer idari ve vergi dava dairesi görevlendirilecek.

İş bölümünde aynı mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkların birden fazla dairede çözümlenmesi konusunda farklı esaslar belirlenebilecek.

Dairelerden birinin yıl içinde gelen işleri, normal çalışma ile karşılanamayacak oranda artmış ve daireler arasında iş bakımından bir dengesizlik meydana gelmişse bir kısım işler başka daireye verilebilecek.

ADLİ TIP KURUMU
Adli Tıp Kurumunun başkan yardımcısı sayısı 2′den 5′e yükseltilecek. Başkan yardımcılarından en az 2’si adli tıp uzmanı olacak.

Kurumun döner sermayesinden yapılacak bir kısım ödemelerde oranlar artırılacak. İkinci görevle bu kurumda çalışanlar da döner sermaye ödemelerinden yararlanabilecek. İkinci görevli olarak bu kurumda çalışanlar, Adli Tıp Kurumunda çalışması nedeniyle kendi kurumundan alamadığı döner sermaye ücretini, Adli Tıp Kurumundan alabilecek.

Tasarının birinci bölümünün kabul edilmesinin ardından, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi, saat 13.00′de toplanmak üzere kapattı.