Sporda Dehşet Derbi

26 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Manşet, Spor

Galatasaray-Fenerbahçe 17 yaş altı maçı çıkan olaylar nedeniyle yarıda kaldı. Çıkan olaylarda 2 oyuncunun burnunun kırıldığı, 13 futbolcunun da hastanede olduğu öğrenildi

Galatasaray Kulübü’nün Florya Metin Oktay Tesisleri’nde oynanan maç, çıkan olaylar nedeniyle iptal edildi.

Kulüp açıklamasında, ilk yarısı 1-1 tamamlanan karşılaşmanın devre arasında Fenerbahçeli oyuncuların soyunma odalarına giderken Galatasaraylı bazı taraftarlar tarafından darp edildiği bildirildi. Olaylarda yaralanan Fenerbahçeli oyuncuların Bakırköy Devlet Hastanesi’nde tedavilerinin sürdüğü açıklandı.

G.SARAY’DAN AÇIKLAMA
Olaylarla ilgili G.Saray kulübünün resmi sitesinden şu açıklama geldi:

Bugün Florya Metin Oktay Tesisleri’nde oynanan Galatasaray – Fenerbahçe U17 Ligi maçı, ilk yarı sonunda kontrolümüz dışında gerçekleşen saha olayları nedeniyle tatil edilmiştir.

Yaşanan bu tatsız olaylardan dolayı Fenerbahçe U17 Takımı’na geçmiş olsun der ve Fenerbahçe Camiası’na üzüntülerimizi bildiririz.

FENERBAHÇE’DEN KINAMA
Sarı-Lacivertli ekipten konuyla ilgili olarak ise şu açıklama yapıldı:

U-17 Akademi Ligi’nde Kulübümüz U-17 takımı ile Galatasaray Kulübü Takımı’nın Florya Metin Oktay Tesisleri’ndeki karşılaşmasında son derece üzücü olaylar yaşanmıştır.

Karşılaşmanın 1-1 sona eren ilk yarısı sonunda bazı kendini bilmez ve taraftar demeye dilimizin varmadığı kişiler sahaya inerek sporcularımıza saldırmışlardır. Bakırköy Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan futbolcularımızdan birinin burnunun kırılmış olduğu diğerlerinin de çeşitli yerlerinden yaralanmış ve darp edilmiş oldukları görülmüştür. Sporcularımızın tedavileri hastanede devam etmektedir. Tüm sporcularımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu arada Kulübümüz avukatları ve yetkilileri ile derhal olaya müdahale etmiştir. Çocuklarımızın spor yaptığı bir alanda dahi çirkin yüzlerini gösteren bu kişileri şiddetle kınıyoruz.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak söz konusu olaya karışan tüm şahısların yakalanması ve cezalandırılması adına gerekli girişimleri yapıyoruz ve yapacağız. Kulübümüz bu çirkin olaya karışanların cezalandırılması adına gerek hukuki gerekse Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde her türlü girişimde bulunacaktır.

Bu spor canavarlarının cezasız kalmaması adına konunun sürekli takipçisi olacağız. Kamuoyunun da bu kişilerin saklanmaması ve hak ettikleri cezaya çarptırılmaları adına konuya hassasiyet göstereceğine eminiz. Galatasaray Kulübü yönetimi de olay anından itibaren söz konusu şahısların yakalanması adına gerek kulübümüz gerekse emniyet güçleri ile sürekli temas halindedir ve çalışmalar yürütmektedir.

YARALILAR TABURCU OLDU
U 17 Akademi Ligi’nde Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan maçta çıkan olaylar sonucunda yaralanan sarı - lacivertli futbolcular, Bakırköy Devlet Hastanesi’nde gördükleri tedavi sonrası taburcu oldu.

Fenerbahçe U17 takımı oyuncularından hastane önünde arkadaşlarının tedavilerini bekleyen diğer futbolcular yaptıkları açıklamada, Galatasaraylı taraftarların maç içinde sahaya girdiklerini belirterek, “Çıkan olaylar sonucu iki arkadaşımızın burnu kırıldı. Arkadaşlarımızın hayati tehlikesi bulunmuyor” ifadelerini kullandılar.

Bu arada genç futbolcular açıklama yaparken, teknik heyetten oyunculara açıklama yapmamaları yönünde uyarılar gelmesi dikkat çekti. Öte yandan burnu kırılan futbolcuların, Koray Gülsüm ve Serdar Yazıcı olduğu kaydedildi.

“BU DURUM UTANÇ VERİCİ”
Fenerbahçe 17 Yaş Altı Futbol Takımı Antrenörü Engin Kabaş, Galatasaray ile yaptıkları maçta yaşanan olaylarla ilgili olarak, ”Tüm oyuncularımızın aileleri yanında böyle bir saldırıya uğraması spor adına utanç verici” dedi.

Fenerbahçe Kulübü, 17 Yaş Altı Akademi Ligi’nde Galatasaray ile Fenerbahçe futbol takımları arasında Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yapılan ve devre arasında yaşananlar nedeniyle iptal edilen maçtaki olaylarla ilgili internet sitesinden ”Oyuncularımıza Saldırdılar” başlığıyla açıklamada bulundu.

Sarı-lacivertli takımın antrenörü Engin Kabaş, olayların ardından FBTV’ye yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

”Maçın ilk yarısı 1-1 tamamlanmıştı. Galatasay taraftarları oyuncularını trübünlere çağırdı ve ardından sahaya inerek oyuncularımıza saldırdılar. Bir oyuncumuzun burnu kırıldı. Teknik heyetimiz de saldırıya uğradı. Olayların geliştiği saatlerde sahada hiçbir güvenlik tedbiri yoktu. Tüm oyuncularımızın aileleri yanında böyle bir saldırıya uğraması spor adına utanç verici

Başbakana Ne Dediler

26 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmasına ilişkin olarak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP’yi eleştirmek için 1974′lere gitmesi, Başbakan’ın CHP’yi eleştirmekte ne kadar zorlandığını gösterir” derken, MHP lideri Devlet Bahçeli ise, ”Sayın Başbakan’ın konuşması, 12 Ağustos 2005 yılında Diyarbakır’da yapmış olduğu Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına, 26 Aralık 2010 tarihinde Ankara’dan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olarak verdiği cevaptır” değerlendirmesinde bulundu.

”Daha doyurucu bir konuşma beklerdim”
Bütçe görüşmelerinin sona ermesinin ardından kuliste gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın bütçe üzerindeki konuşmasını yüzeysel bulduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ”Daha doyurucu bir konuşma beklerdim. Özellikle CHP’ye yönelik olarak, CHP’yi eleştirmek için 1974′lere gitmesi, Başbakan’ın CHP’yi eleştirmekte ne kadar zorlandığını gösterir” dedi. Bir gazetecinin ”Size yönelik konuşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, ”Ben Hıdır olmaktan da Kemal olmaktan da onur duyarım. Geçmişte de demişti, ‘Memur Kemal Efendi’ diye. Efendi adamız ne olacak? Biz hiçbir zaman bir başka kişinin ismini almaktan da üzülmedik. Beni eleştirmek için Başbakan çok zorlanıyor tabii. Ne söyleyecek?” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, ”Neden sataşma nedeniyle söz hakkınızı kullanmadınız?” sorusuna ise, ”Hayır, Hıdır ismini bana verirse mutlu olurum. Onu bir sataşma olarak görmedim. Sataşma olarak görseydim, bütün Hıdırlara haksızlık yapmış olacaktım” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmasına ilişkin olarak Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ne dedi

“Hatadan dönüş ve gerçekleri görme olarak değerlendiriyorum”
Bahçeli ise, Erdoğan’ın bütçe üzerindeki konuşmasını nasıl değerlendirdiğine yönelik soru üzerine şunları söyledi:

”Sayın Başbakan’ın konuşması, 12 Ağustos 2005 yılında Diyarbakır’da yapmış olduğu Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına, 26 Aralık 2010 tarihinde Ankara’dan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olarak verdiği cevaptır. O bakımdan, Anayasa’nın ilk 3 maddesi çerçevesinde bugüne kadar hatadan dönüş, gerçekleri görme, Anayasa’ya sadakat ve terörle mücadelede de millete vermiş olduğu söz olarak kabul ediyor ve o bakımdan da konuşmayı bu anlamda değerlendiriyorum

Heyecan Dorukta!

21 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Dizinin Son Bölümünde Mete ve Ali Kaptan Alevler Arasında Kalmıştı.

Geçen hafta yangın sahnesiyle bölüm finali yapan “Öyle Bir Geçer Zaman ki”de heyecan, Mete ve Ali Kaptan’ın alevler içindeki görüntüleriyle bu akşam kaldığı yerden devam ediyor.

Mete geri adım atmıyor

Kanal D’nin reyting rekortmeni dizisi “Öyle Bir Geçer Zaman ki”de heyecan dorukta… Erkan Petekkaya’nın canlandırdığı Ali Kaptan’ın eşi ve çocuklarından evi boşaltmalarını istemesi üzerine başlayan gerilim, bir aile dramı yarattı. Aras Bulut ıynemli’nin canlandırdığı Mete karakteri, babasından intikam almak için ateşe verdiği evde, Ali Kaptan’la mahsur kaldı. ve geçen bölüm bu görüntülerle noktalandı.

Cemile de alevlere dalacak

Dizinin bu akşam ekrana gelecek bölümü de yangın sahnesiyle başlayacak. Herkesin nefeslerini tutarak izleyeceği bölümde, yaşadığı şoktan sıyrılan Ali Kaptan, çok geç olmadan evden çıkabilmek için oğlunu ikna etmeye çalışacak. Ancak bütün kontrolünü kaybeden Mete, geri adım atmayacak. Cemile de sonunda ana yüreği bu dehşeti izlemeye daha fazla dayanamadığı için alevlerin arasına dalacak. 20.00 KANAL D

Türkler İnternette Ne Arar?

21 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Google Arama Motorunu Kullanarak Yıl Boyunca En Çok Neleri Arattığımız Ortaya Çıktı.

Google her yıl sonunda global olarak ve ülkeler bazında en çok aranan kelimeleri bir rapor halinde kullanıcılarına sunar. Zeitgeist adı verilen bu raporlarda toplumun gündemini meşgul eden ve hakkında en çok bilgi alınmak istenen kişi ve olayları görmek mümkündür.

Bu yıl Türkiye için de bir hazırlayan Google’a göre Türkiye’den yapılan aramalarda ilk 10 sıra aşağıdaki şekilde oluşmuş;

Şarkıcılar ve TV dizileri bazında yapılan aramalarda ilk sıralar ise şöyle oluşmuş;

Şarkıcılar ve TV dizileri bazında yapılan aramalarda ilk sıralar ise şöyle oluşmuş;

Safra Kesesi Değil Taş Ocağı

21 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Konya’nın Beyşehir İlçesinde, Bir Kadının Safra Kesesinden Ameliyat Sonrası İrili Ufaklı 520 Taş Çıkarıldı.

Konya’nın Beyşehir ilçesinde, bir kadının safra kesesinden ameliyat sonrası irili ufaklı 520 taş çıkarıldı.

Beyşehir ilçe merkezinde yaşayan evli ve iki çocuk annesi Fadime Şengül (51), karın ağrısı şikayetiyle Beyşehir Devlet Hastanesine başvurdu.

Hastanede muayene edilen Şengül’ün safra kesesinde iltihap ve taş olduğu ultrasonla belirlendi. Şengül’ün safra kesesi yarım saat süren operasyonla alındı.

Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Hilmi Güngör, kapalı yöntemle yapılan ameliyatla hastanın safra kesesini aldıklarını söyledi.

Güngör, ”Ameliyat sonrası hastamızın safra kesesinden çıkan taşları inceleyip saydığımızda 520 adet taş olduğunu gördük. Adet olarak daha az ve daha büyük taşlar olmasını beklerdik. Bu çok nadir görülen bir durum. Bugüne kadar 520 adetini bir arada daha önce hiç görmedim. Hastamız şu anda sağlığına yeniden kavuştu” dedi.

Fadime Şengül de 6 yıldır karın ağrısı şikayeti bulunduğunu, ancak bugüne kadar ailesinin tüm ısrarlarına rağmen doktora gitmediğini belirtti. Hafif de olsa üşüttüğünde karın ve mide ağrısı başladığını anlatan Şengül, ”Ağrı daha sonra sırtıma vururdu. Ağrılara dayanamayınca doktora başvurduk. Böyle bir şeyle karşılaşacağımı düşünmüyordum. Bu kadar çok taş beni de hayli şaşırttı” diye konuştu.

Mucizenin Resmi

21 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Amerika’nın İlk Yüz Naklinde Kullanılan Yüzün Sahibinin Fotoğrafı Yayınlandı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen ilk yüz naklinde kullanılan yüzün sahibinin fotoğrafı ilk kez yayınlandı.

2008 yılında gerçekleştirilen ilk operasyonla, Connie Culp adlı 47 yaşındaki Amerikalı kadına yeni bir yüz nakledilmişti.

ABD’de yayınlanan The Plain Dealer gazetesinin haberine göre, 2004 yılında kocasının yüzüne ateş etmesi nedeniyle burnunu, çenesinin üst kısmını, yanaklarını ve bir gözünü kaybeden Connie Culp’a 2008 Aralık ayında yüz nakli gerçekleştirilmiş, ancak bağışlanan yüzün sahibi gizli tutulmuştu.

Connie Culp geçtiğimiz günlerde ilk kez yüzün gerçek sahibinin ailesini ziyaret etti. Yüzün eski sahibinin Anna Kasper adlı bir kadın olduğu açıklandı. Anna Kasper 2008 yılının Aralık ayında geçirdiği ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti.

Anna Kasper’in 23 yaşındaki kızı Becky Kasper ifadesine göre, Cleveland Kliniği’nden arayan uzmanlar, aileden yüzü bağışlamasını istemişti.

Aile de öldükten sonra yakılmak isteyen Anna Kasper’in yüzünü bağışlamıştı.

Yüz naklinin onaylanmasında, doku ve kan uyuşması dışında nakledilen yüzün ten rengi de rol oynamıştı.

Becky Kasper, kendilerini ziyaret eden Connie Culp’ın yüzünün annesini andırdığını belirterek, özellikle de burnunun aynı kaldığını söyledi.

Canlı Para’da Küfür Şoku

16 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Skandallarla Gündemden Düşmeyen Canlı Para Adlı Yarışmada Bu Kezde Küfür Şoku Yaşandı.

Canlı Para’da yine olay var. Tartışmalı sorularıyla gündeme gelen yarışmada bu kez küfür şoku yaşandı. Genç yarışmacı canlı yayından ağzından öyle bir söz kaçtı ki izleyenler neye uğradığını şaşırdı.

Canlı Para’ya bugün kuzen olan yarışmacılar Burhan ve inanç damgasını vurdu. Yarışmacı gençler cevabını bilmedikleri bir soruyla karşılaşınca zor anlar yaşadı. Gazeteciler.com’un haberine göre yarışmacı kuzenlerden inanç, paraları şıklara yerleştirdiği sırada ağzından sinkaflı bir küfür kaçırdı.

Msn Nickleri

15 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Msn NickLeri

Gözlerimden akan bir damla yaş
Kurudu artık sana ödün vermiyor
Gönlüm sende kaldı
Geri ver!

Sordum sebebini bulamadım hiç ben
belki de onun için her gece içmem
Sence de kalbim taş mıdır o kadar
gözlerim umudum seninle yok olan

Ellerim Pencereye Yapışıyor

Gelen Sen Değilsin  Yüreğim Yanıyor.


Hiç konuşmadım sen konuşurken Biz ayrıydık hep eL kavuşurken!

Yine mi Sensiz  bir gün geciyor ?

Ayrılığı mecbur hissedenlere  Çaresiz kalanlara Severek ayrılanlara..

Biliyorum Nede Olsa Gelmicen , ama aldığım nefes şahidim Olsunki beklicem !

 

TatLı bi eziyetsin..
           Hiç gitmemeLisin..
                        Benimsin..

yüreğim seni çok sevdi..

                            o yürek talan o yürek yangın yeri..

                                                   o yürek seni istiyor birtek seni..!

Tecavüzcü 30 TL’yi Az Buldu

14 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber

‘Bana Tecavüz Etmemesi İçin Verdiğim 30 TL’yi Az Buldu’


BURSA’da kapı zilini çalıp girdiği evdeki 30 yaşındaki E.A.’ya tecavüz etmek isteyen ve bağırıp yardım istemesi üzerine 8 yerinden bıçaklayıp 30 TL parayı alarak kaçtığı öne sürülen 21 yaşındaki Kenan Haymana’nın 45 yıl hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. Mahkemede ifade veren E.A., kendisine tecavüz etmemesi için teklif ettiği 30 TL parayı az bulan sanığın, boğuşma sırasında kendisini 8 yerinden bıçakladığını söyledi.

Bursa’nın Gürsu İlçesi’nde geçen Eylül ayında zilini çaldığı kapının açılması sonucu kendisini karşılayan E.A.’yı bıçakla tehdit edip eve giren ve daha sonra evdeki tecavüz etmek isteyen Kenan Haymana, kendisine direnen kadını 8 yerinden bıçaklayıp kaçtı. Hakkında, ‘Silahlı tehdit’, ‘Adam öldürmeye teşebbüs’, ‘Cinsel istismar’ ve ‘Yağma’ suçlarından toplam 45 yıla kadar hapis cezası istenen Kenan Haymana’nın yargılanmasına Bursa 4′üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

İlk duruşmada ifade veren E.A., sanığın 7 yaşındaki yeğeninin gözleri önünde kendisine tecavüz etmek istediğini ve bıçakladığını, onu kesinlikle affetmeyeceğini söyledi. Olay günü saat 11.00 sıralarında evlerinin kapı zilini iki kez çaldığını söyleyen E.A., şöyle dedi:

“İlk geldiğinde kapıyı yeğenim H. açtı. Kimi aradığını sorduğumda bana, ‘Kenan Serdar burada mı yaşıyor?’ diye sordu. ‘Hayır’ dedim. 15 dakika sonra zil tekrar çaldı. Satın aldığımız mobilyaları monte etmesi için usta bekliyordum. Kapıyı açtığımda aynı kişi karşımda duruyordu. Bu kez bana, ‘Serdar burada oturuyormuş. Neden yalan söylüyorsun’ diyerek elindeki bıçağı boğazıma dayayıp zorla eve girdi. Kapıyı kapattı. Kapının arkasına geçip pantolonumu çıkartmamı istedi. ‘Ramazan günü böyle şey olur mu?’ diyerek yalvardım. Bu sırada vücudumu ellemeye başladı. Kendisine, ‘Sana para vereyim beni bırak’ dedim. O anda kabul etti. Cüzdanımı verdim. İçersindeki 30 TL’yi aldı ve ‘Bu kadar mı?’ diyerek çıkıştı. Ben de kendisine direndim. Yere düşünce bıçağı 8 yerimden sapladı. Kaçmaya başladı. Sürünerek balkona çıkıp bağırıp yardım istedim. Sonra da yakalandığını öğrendim.”

Duruşmada hazır bulunan ve kendisine yöneltilen suçlamayı kabul etmeyen Kenan Haymana, kendisini suçlayan E.A.’yı tanımadığını öne sürdü. Haymana, olay günü, birlikte oturduğu arkadaşı İlyas Keser’in kendisine birinden alacağı olduğunu ve parayı birlikte almaya gitmek istedriklerini söylediğini belirterek şöyle dedi:

“İstiklal Mahallesi’ndeki bir binanın önüne gittik. İlyas’a ‘Sen git al, ben kapıda bekliyorum’ dedim. Yaklaşık 10 dakika sonra arkadaşım koşarak indi. Gömleğinde kan lekeleri vardı. Ardından birileri çıktı. Birlikte koşmaya başladım. Ben yol kenarında dururken İlyas izini kaybettirdi. Polisler gelip beni yakaladı. İddia edildiği gibi Elif Aydın’ı bıçakla etkisiz hale getirip tecavüz girişiminde bulunmadım, parasını almadım, onu bıçaklamadım. Masumum.”

Mahkeme heyeti dosyadaki eksikliklerin giderilebilmesi amacıyla davayı erteledi.

İsrail Medyası Yazıyor

06 Aralık 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Karmel dağlık bölgesinde çıkan yangını söndürme girişimine Türkiye’nin yardım etmesinin ardından, Ankara ile diplomatik krizi sona erdirmek için çaba harcadığı belirtildi.

Haaretz gazetesi Netanyahu’nun, Gazze’ye yardım götüren gemilere düzenlenen baskını soruşturan BM Komisyonundaki İsrailli temsilci Yosef Ciechanover’i, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu ile görüşmek üzere Cenevre’ye gönderdiğini duyurdu.

“KRİZİ SONA ERDİRECEK BİR TASLAK ANLAŞMA ÜZERİNDE ÇALIŞACAKLAR”
Üst düzey bir İsrailli yetkili gazeteye, “Ciechanover ile Sinirlioğlu’nun krizi sonlandıracak bir taslak anlaşma üzerinde çalışacaklarını” öne sürdü.

Türk tarafının 31 Mayısta Mavi Marmara’ya düzenlenen ve 9 Türkün öldüğü operasyonla ilgili özür beklediğini ve ölen kişilerin ailelerine tazminat ödenmesini istediğini hatırlatan gazete, İsrail Başbakanlık kaynaklarının Türkiye ile temasları doğruladığını, konuyla ilgili daha fazla detay vermediklerini belirtti.

Bu arada Haaretz yazarlarından Zvi Barel, yangınla ilgili olarak İsrail Başbakanı Netanyahu ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki konuşmaya değinerek, Netanyahu’nun “Bu olayın ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi için bir fırsat oluşturacağından eminim” dediğini ve bu sözlerin, İsrail’in Türklerle uzlaşma niyetine ilişkin ipucu gibi gözüktüğünü kaydetti.

BAREL: EĞER İSRAİL ÖZÜR DİLERSE BU TRAJEDİ OLUŞTURMAZ
Netanyahu’nun ayrıca Erdoğan’a İsrail’in minnettarlığını göstermek için bir yol bulacağını da söylediğini ifade eden Barel, “Eğer İsrail üzüntüsünü belirtir ve Mavi Marmara’da öldürülen Türk siviller için özür dilerse, bu bir trajedi oluşturmaz” dedi.

“Barış eylemcileri kötü niyetli bile olsa, İsrail kayıpların meydana gelmediği bir operasyon yapabilirdi” görüşünü dile getiren Barel, baskında ölen Türklerin ailelerine tazminat ödenmesinin kendi içinde sorumluluğun kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, tazminatın insani bir jest olarak görülebileceğini yazdı.

Barel, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin İsrail için stratejik önemi, yardım filosu olayının ardından süren hoşnutsuzluklar nedeniyle azalmış değil. Türkiye’nin Suriye, Lübnan ve İran ile yaptıkları, Ankara ile Kudüs arasında sağlam ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Bir fırsat penceresinin açılabilmesi için korkunç bir felakete gereksinim duymuş olmamız çok acı, ama İsrail’in bu fırsatı heba etmesi büyük bir diplomatik hata olurdu.”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da dün kriz merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Karmel dağlarındaki yangını söndürmek amacıyla yapılan çalışmaları ve ülkeler bazındaki girişimleri anlatırken, Türkiye’nin adından bir kez daha söz etti.

Ülkesine yapılan yardımların “çok duygulandırıcı” olduğunu ifade eden Netanyahu, “Bize yapılan uluslararası yardım çerçevesinde çok ilginç şeyler de oldu. Bir kere, Türkçe konuşan Türk pilotlarla, Yunanca konuşan Yunan pilotlar İsrailli pilotlarla birlikte uçuyorlar ki, bu önemli bir nokta. İsrail açısından bunun önemli sonuçları olacaktır” dedi.

“GEREKİRSE ÖZÜR DİLEYELİM, TAZMİNAT ÖDEYELİM”
Bu arada İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz’in yazarlarından Zvi Bar’el, ülkede çıkan büyük çaplı Carmel yangının sağladığı diplomatik fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bar’el gerekirse özür dilenip, jest olarak Mavi Marmara Baskını’nda hayatını kaybedenler için tazminat ödenebileceğini de yazdı.

Bar’el Pazar günkü yazısında, İsrail için her zaman büyük stratejik öneme sahip olan Türkiye’yle ilişkileri düzeltme fırsatını kaçırmanın, büyük bir diplomatik hata olabileceğini ifade etti.

İşte Bar’el’in o yazısı:

“Carmel yangını için verilen destek konusunda Türk basınındaki okuyucuların yorumlarında genellikle benzerler mesajlar iletildi: “İsrail bir dost ve İsrail, Türkiye yardıma ihtiyaç duyduğunda yanındaydı.” Aslında bu yorumu yapanlar Türkiye’nin neden sadece iki uçak gönderdiği konusunda da soru yöneltti. Yorum yapan 76 yaşındaki bir okuyucu, “Türkiye’nin İsrail’e verdiği yardımdan dolayı çok mutluyum. Bizler kalplerimizde kardeşiz” dedi.

Şimdiki soru, Türkiye’nin iki yangın söndürme uçağı gönderdiği ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’e başsağlığı dilediği Carmel yangınının, 18 aydan beri bozuk olan ilişkileri düzeltip düzeltemeyeceği.

TÜRKİYE’NİN EN İYİ DOSTU
“Felaket diplomasisi”, uluslararası ilişkilerde ABD ve Çin arasındaki “ping pong” diplomasisi veya Türkiye ile Ermenistan arasında anlaşmaların imzalanmasını sağlayan “futbol diplomasisinden” çok farklı değil. 1999 yılında, Türkiye, İsrail ve Yunanistan, Türkiye’yi yıkan depremin ardından “deprem diplomasisinde” bir araya gelmişti.

Ankara ile Atina arasındaki ilişkiler önemli ölçüde gelişirken, İsrailli kurtarma ekiplerinin en kısa zamanda deprem mağdurları için tesis inşa ettirmesi, İsrail’in Türkiye’nin en yakın arkadaşı unvanıyla onurlandırılmasını sağladı.

İsrail’in depremdeki yardımların anıları çok kolay unutulmayacak. Ancak tarafların gösterdiği tepki iki ülkenin gergin diplomatik ilişkileriyle bağlantılı değil. Erdoğan, İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkilerin, Tel Aviv özür dilemeden ve Gazze Özgürlük Filosu kurbanlarının ailelerine tazminat ödemeden tamamen düzelemeyeceğini belirtti.

Ancak İsrail Başbakanuı Benjamin Netanyahu sözleriyle, Türkiye ile ilişkileri düzeltmek istediğini ima etti. Erdoğan’a “Eminim ki yaşanan olay iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için bir fırsat sunacak” diyen Netanyahu, İsrail’in minnettarlığını ifade etmek için bir yol bulacağını söyledi.

ANKARA İLE BAĞ ÇOK ÖNEMLİ
İsrail’in Mavi Marmara’da ölen Türk siviller için pişmanlık duyduğunu ifade etmesi ve özür dilemesi, hiçbir trajediye meydan vermemeli.

Çünkü, gemideki Türk aktivistlerin amacı tehlikeli de olsa, İsrail daha titiz bir operasyon düzenleyebilir ve kayıplar daha az olabilirdi. Baskında ölen Türklerin ailelerine ödenecek tazminat ise kendi içinde bir sorumluluk kabullenmesi anlamına gelmeyecek. Tazminat, insani bir jest olarak görülebilir.

Mavi Marmara baskının ardından yaşananlar Türkiye’nin İsrail için taşıdığı stratejik önemi azaltmadı. Diğer yandan, Ankara’nın Suriye, Lübnan ve İran’la olan güçlü ilişkileri, sadece Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin ne kadar önemli olduğunun altını çizdi.

Ankara ile bir pencere açılabilmesi için büyük bir felakete gereksinim duyuluyor olması elbette çok üzücü bir şey. Ancak, İsrail’in bu fırsatı değerlendirememesi büyük bir hata olur

Sonraki yazılar »