MUTLU OLMAK

23 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Manşet, SağLık

Kişinin kendine olan güveni, hayata olumlu pencereden bakmasını sağlar. Bu da mutluluk kapısının ardına kadar açılmasına neden olur. Kendine güven de kişinin kendini tanımasıyla başlar.

Kimsenin arkasına saklanmadan ’BENİM’ diyebilme cesaretini göstermek yürekliliktir, kendine güvendir.

İnsanlar bulundukları konumda bugün var, belki yarın yok… Arkasına saklanılan isimler bugün var, belki yarın olmayacak…
Kişi sadece kendisidir ve cesareti olan insanlar sadece kendi ismini kullanır. Cesaret kişinin kendine güveniyle alakalıdır. Kişi kendine güvenmiyorsa başka isimlerin arkasına saklanmayı tercih eder.
İçinde bulunduğumuz yaşam koşullarının kişinin kendisine olan güvenini zedelediğinin farkındayım. Önemli olan zedelenen bu duyguyu onarmayı başarmaktır.

Yaşanılan olumsuz durumlar karşısında pes edip hayatın akışına kendini bırakmak yerine zorluklar karşısında mücadele ruhunu yitirmemek gerekiyor. Mücadele sonucu galip gelmek, kişinin ayağının yere sağlam basmasına neden olacak ve kendine olan güveninde artış olacaktır.
Kendine güven duygusunu arttırmak için önce kişinin kendini tanımayı öğrenmesi gerekir.

Ben 10 yıl öncesine kadar kendimden hiç bahsetmezdim, bunu yapmasını hiç bilmezdim. Kimse duygularımı bilmezdi. Önce kendimi ifade edebilmeyi öğrendim ve bunu öğrendiğim zaman kendimi daha iyi tanımaya başladığımı fark ettim. Bunu fark ettiğim noktada kendimi sevmeyi öğrenmeye başladım, empati kurarak insanları sevmenin, onlara saygı duymanın, onları onurlandırmanın bana büyük bir keyif verdiğini gördüm, bilincimi değiştirmeyi öğrendim. Bilincimde geliştirdiğim ve ifade etmekle gurur duyduğum şey kendimi değerli hissetmek.

Şu anda en çok sevdiğim şey “kendim” olmak… Ben kendim olabilmek için yazıyorum herhalde. Anlatmak istediklerimi kendi kabuğumda, kabuğumla ve siz sevgili okurlarımla paylaşmanın keyfini yaşıyorum.

Ben ‘kendim’ olmayı başardığımda kendime olan güvenim en üst düzeye ulaştı. Kendime güvenim mutluluğumun da artmasına neden oldu.

Mutlu olmak ve kendine güvenmek birbiriyle doğru orantılı artış ya da azalış gösterir.

Mutlu olmak da kişinin umutlu olmasına neden oluyor. Umut olduğu müddetçe insan var olduğunun farkına varabilir ve her zaman daha yeni, daha farklı bir seçenek olduğunu algılayabilir.

Etrafımızda mutlu olmadıklarını ifade eden ve mutlu olmayı bilmeyen o kadar çok insan var ki…

Ben, mutlu olma nedenlerini sıralamaya başladığım noktada bunun o kadar da zor olmadığını fark ettim. Bu satırları okuyabildiğim için, yapamadıklarımı yapacak zamanım olduğu için, üretmeyi öğrendiğim için, kendimi sürekli geliştirebildiğim için, sevmeyi ve sevilmeyi bildiğim için, hedeflerim olduğu için, insanları tanıdığım için ama dahası ben “Ben” olduğum için mutluyum.

Hayat; mutluluğu hissedebildiğiniz, mutlu olmayı öğrendiğiniz zaman anlam kazanır.’Bu o kadar kolay değil’ diyenleri duyar gibiyim. Hayata bakış açısında ince ayarlar yaptığınız zaman mutlu olmanın o kadar da zor olmadığını göreceksiniz. Bunun için harcayacağınız zamana ve çabaya değecek buna tüm kalbimle inanıyorum.

Yeni bir siz, sizin içinizde mevcut, önemli olan içinizdeki sizi dışarı çıkarmasını öğrenmektir.

Neşeyle, umutla, mutlulukla dolu bir yaşamı kendinize armağan etmeniz dileği ile…

MHP Lİ BAŞKANA SALDIRI

23 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

 Denizli’nin Buldan ilçesine bağlı Yenicekent Belediye Başkanı Nail Sancak (40), uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını kaybetti.

Alınan bilgiye göre, MHP’li Yenicekent Belediye Başkanı Nail Sancak, işyeri ruhsatı dolayısıyla tartıştığı iddia edilen kişiler tarafından beldenin meydanındaki kahvehanede bıçaklandı. İddiaya göre, daha önceden beldedeki bir gazinonun kapatılması nedeniyle Belediye Başkanı Sancak ile tartışan zanlılar M.S, K.S. ve R.S, akşam saatlerinde kahvehanede oturan Belediye Başkanı’nın üzerine doğru geldiler. Başkan Sancak, üzerine gelen kişileri korkutmak için havaya ateş etti. Zanlılar, bu arada Başkana bıçakla saldırdılar. Aldığı bıçak darbeleriyle yere yığılan Başkan Sancak, makam aracıyla Sarayköy Devlet Hastanesine kaldırıldı. Sancak, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Olayın haber alınması üzerine Yenicekent’e jandarma takviyesi yapılırken, Sarayköy Devlet Hastanesi’ne Çevik Kuvvet polisi sevk edildi. Hastane çevresinde güvenlik önlemleri artırılarak, bölgede jandarma ve polis ekipleri görevlendirildi.

Denizli Valisi Yavuz Erkmen, Jandarma Alay Komutanı Kur. Alb. Fuat Güney ve Emniyet Müdürü Atilla Çınar, hastaneye gelerek yetkililerden bilgi aldı.

Bu arada zanlılar ve yakınlarının, Başkan Sancak yaralı şekilde hastaneye getirilirken aracını takip ettikleri ve hastaneye gelerek hastanenin camlarını kırıp, zarar verdikleri öğrenildi.

3 zanlının Sarayköy Devlet Hastanesinde yakalandıkları, çeşitli yerlerinden yaralı olan zanlıların, Denizli kent merkezindeki Servergazi Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındıkları belirtildi.

Olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlatıldı.

Yök Sınavlarda Türbanlı Yasağını Kaldırdı

20 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

ANKARA- YÖK sınavlara türbanlı girişin önünü açarken gözler 20-70 yaşındaki kadınların dışarıdan okumasına imkan tanıyan açık ilköğretim ve liselerdeki türban yasağına çevrildi.

Bugüne kadar yaygın eğitimdeki türbanla sınava girişi “tutanak” formülüyle çözmeye çalışan Milli Eğitim Bakanlığı şimdi yeni düzenleme için adım atmaya hazırlanıyor.

Açık ilköğretim, lise ve mesleki eğitim okullarında yaklaşık 500 bin öğrenci eğitim görüyor. Yaşları 20-80 arasında değişen öğrenciler dışarıdan sınavlara katılarak diploma alıyor. Sistemde yaklaşık 100 binin üzerinde öğrenci de özellikle açık mesleki eğitim liselerinde yüz yüze eğitim görüyor.

Danıştay Açıköğretim sınavlarına girecek öğrencilerin kılık kıyafetinin ‘gerektiğinde yüz yüze eğitim yapıldığı’ gerekçesiyle resmi örgün eğitim okullarındaki kılık kıyafet yönetmeliğine uygun olması gerektiğine hükmetmişti. Kararda, “Sınava katılacak kız öğrenciler için ‘başı açık’ olma kuralı zorunlu bir kural niteliği taşımaktadır” denilmişti.

TUTANAK FORMÜLÜ

Milli Eğitim Bakanlığı bu karardan sonra yeni bir düzenleme yapmadı. Ancak öğrencileri mağdur etmemek için tutanak formülüne gidildi. Bu uygulama kapsamında türbanla sınava giren öğrenciler sınava alınıyor, ancak haklarında tutanak tutuluyor. Bu tutanaklar kapsamında bugüne kadar ise ceza verilmedi.

KASIM’DA YENİ SINAV VAR

Ancak uygulama bazı okul yönetimlerince kabul görmediği için her yıl sınavlarda türban sorunu yaşanmaya devam ediyor. Kasım ayında yapılacak sınavlarda da Türkiye bu sorunu yeniden yaşayacak.

KÖKTEN ÇÖZÜM İÇİN ADIM ATILACAK

Milli Eğitim Bakanlığı bugüne kadar hukuki sürecin tamamlanmasını bekledi. Edinilen bilgiye göre o süreç tamamlanmak üzere. “Yaygın eğitimde kılık kıyafet sınırlaması olamaz” diyen Bakanlık şimdi bu sorunu çözmek için harekete geçecek. Yeni düzenlemenin yüzyüze eğitim dışında sınavlara girişte türbana vize vermesi sürpriz olmayacak. Bu düzenleme kapsamında sarık, cüppe, peçe gibi “makul olmayan” kıyafetlere sınır konulması da beklentiler arasında

Sohbet Odaları

18 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Manşet, Sohbet

sohbet odalarında son noktayı koyduk artık bizde bu yolda varız diyip sizlere daha iyi bir şekilde hizmet vermek için çalışmalara tekrardan başladık trsohbete.net sitemiz sizlere daha iyi hizmeti sunabilmek için sohbet chat sohbet odaları gibi kelimelerde daha yukarlara tırmanmaya başladı bütün hızımızla yükselmekte olduğumuz bu dönemde yakın gelecekte sohbetin tek adresi olacağız İNŞ.

PARKDA CİNAYET

15 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Parkta oturan genç ensesine tek kurşun sıkılarak öldürüldü

Gaziantep’te 33 yaşındaki Hannan Bayram, parkta oturduğu sırada kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından ensesinden tabancayla vurularak öldürüldü.

Düztepe Çamlı Parkı’nda dün gece bankta oturan Hannan Bayram, henüz kimliği belirlenemeyen bir kişinin silahlı saldırısına uğradı. Ensesine sıkılan tek kurşunla ağır yaralanan Bayram olay yerine çağrılan ambulansla Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Bayram, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırgan ise yaya olarak kaçarak izini kaybettirdi.Polis olay yerinde yaptığı incelemede ve görgü tanıklarından aldığı bilgilerle eşkalini belirlediği saldırganın yakalanması için çalışma başlattı.

ESENYURTDA YANGIN

15 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Esenyurt’ta çıkan yangında 6 kişi mahsur kaldı

Esenyurt’ta 5 katlı bir binada çıkan yangında üst katlarda mahsur kalan 6 kişi, itfaiye ekiplerince kurtarıldı.

Saadetdere Mahallesi 16. Sokak 40 numaradaki 5 katlı binanın 2. katında tüp parlaması sonucu yangın çıktı. Yoğun duman tüm binayı kaplarken, apartman sakinlerinden 6’sı üst katlarda mahsur kaldı.İhbar üzerine olay yerine gelen Esenyurt ve Avcılar itfaiye ekipleri, mahsur kalanları merdivenli araç yardımıyla kurtardı. Dumandan etkilenen apartman sakinlerine ilk müdahale olay yerine gelen ambulansta yapıldı.İtfaiye ekiplerinin yaklaşık bir saatlik çalışması sonucu kontrol altına alınarak söndürülen yangın sonucunda, binada büyük çapta maddi hasar meydana geldi.

SİBER TEHDİT

05 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Manşet, Teknoloji

Bilgi güvenliği alanının gurusu, Kaspersky Lab CEO’su Eugene Kaspersky, Bilişim Zirvesi’nde yaptığı sunumda, sadece bireylerin değil, aynı zamanda ülkelerin stratejik kurumlarının da siber tehdit altında olduğuna dikkat çekti. Eugene Kaspersky, 5 Ekim 2010′da, Lütfi Kırdar Kongre Salonu’nda tam gün süren “Kaspersky Lab ıT Security Day” etkinliği kapsamında gerçekleştirdiği “Dijital Güvenliğin Geleceği: Kaspersky Vizyonu” başlıklı sunumunda, siber suçluların (hacker) gelecekte adi suçlularla işbirliği içerisinde olacağını söyledi.

Eugene Kaspersky konuşmasında yeni bir dünyaya girdiğimizin ve bu dünyanın tamamen dijital olduğunun altını çizdi. “Bu kadar dijital bir hale gelen dünyada eğlenceden müziğe bilgiden mahremiyete kadar her şey birbirine bağlı. Bu dünya günümüzde saldırı altında ve internetsiz bir hayat düşünülemiyor. Bireyler, devletler, kurumlar, küresel ekonomiler tehlike altında. Siber saldırılar zamanla kendi içerisinde evrim geçirdi. ilk başlarda siber magandalar vardı, sonra siber suçlular ortaya çıktı ve şimdi de karşımızda siber savaşçılar var”. (Kaynak: Chip.com.tr) 05.10.2010 20:08 [2268241]

ROJ TV KAPANACAK

05 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Danimarka’da 6 yıl süren soruşturma sürecinin ardından açılan PKK propagandası yapan ROJ TV davasının iddianamesi hazırlandı. İddianamede ROJ TV’nin kapatılıp mal varlıklarına el konulması istedi. Savcılık iddianamede ROJ TV’nin yayıncı kuruluşu olan Mezopotamya Yayıncılık’ın kapatılıp mal varlıklarına el konulması istedi.

İddianamede, Roj Tv’nın yayınladığı bazı programlarla insanları terör örgütü PKK’ya katılmaya teşvik ettiğini ifade ediliyor. Roj TV’de terör örgütü PKK’nın katıldığı bazı çatışmaların gösterildiğinin belirtildiği iddianamede, ayrıca yapılan bazı röportajlarla terör örgütü PKK’ya katılımın teşvik edildiği ifade ediliyor.

İddianameyi mahkeme yönetimine sunan savcılık, Roj TV’nin yayıncı kuruluşu olan Mezopotamya Yayıncılığın kapatılmasını ve bütün mal varlığına el konulmasını istedi. Savcılığın iddianamesinde Roj TV soruşturmasının açılmasından bu yana Türk yetkililer tarafından Danimarka’ya gönderilen belgelerin yer aldığı öğrenildi. Türkiye soruşturmanın açılmasından sonra Roj TV ile terör örgütü PKK arasındaki bağlantıyı gösteren 26 dosyayı soruşturmayı yürüten Danimarkalı yetkililere vermişti.

Diğer taraftan geçtiğimiz Mayıs ayında ortaya attığı iddialarla Danimarka gündeminde büyük bir yankı yapan Roj TV’nin eski müdürü Manoucher Zonoozi’nin iddialarının savcılık tarafından hazırlanan iddianamede yer almadığı öğrenildi.

Savcılığın iddianameyi mahkemeye sunmasının ardından ROJ TV yönetiminin davaya itiraz ettiği öğrenildi. Ancak edinilen bilgilere göre, söz konusu itirazın açılan dava ile ve iddianame ile doğrudan bir ilişkisi yok. Mahkeme 19 Ekimde görülecek bir davada Roj TV’nin itirazını değerlendirecek.

ADANA DA TECAVÜZ

05 Ekim 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Fatmagül’ün Suçu Ne” adlı dizi Adana’da yaşandı. Evlenme vaadiyle kendisini kandıran gençle ilişkiye girince aile baskısından kaçıp, bir başka erkek arkadaşına sığınan 19 yaşındaki kız, 3 kişinin tecavüzüne uğradı.
 
 

İddiaya göre, E.K., 2009′da evleneceklerini düşündüğü erkek arkadaşı C.K.’ye kaçıp, kendisiyle cinsel ilişkiye girdi. Bir gün sonra evine dönen E.K., ilişkisini gizledi, ancak, bir süre sonra ailesinin yaşananlardan haberi oldu. Sonraki süreçte evlilik gerçekleşmeyince E.K., ailesinin baskılarıyla karşılaştı. Ailesinin baskılarından bunalan E.K., 12 Haziran 2010′da evden kaçtı. E.K., bir haftayı parklarda geçirdikten sonra, daha önceden tandığı erkek arkadaşı 24 yaşındaki F.G.’ye sığındı. F.G. de, arkadaşı

21 yaşındaki B.L.D.’nin Belediye Evleri Mahallesi’ndeki evine götürdüğü E.K.’ye tecavüz etti. F.G.’nin ardından o anda evde bulunan arkadaşı B.L.D. ve telefonla çağırdığı 29 yaşındaki A.E. de, E.K.’ye tecavüz etti. Evde bir gün alıkonulan E.K., ertesi gün yalnız olduğu sırada telefonla haber verdiği polisler tarafından kurtarıldı. Yakalanan 3 zanlıdan F.G. tutuklandı, diğer 2’si tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

İDDİANAME
Olayla ilgili hazırlanan iddianamede, “2009′da tecavüze uğrayan E.K., ailesiyle bu konuda arasının bozulduğu ve evde yaşanan huzurluktan dolayı evden kaçıp bir süre dışarıda dolaştığı, daha sonra arkadaşı F.G.’yi aradığı ve yanına gittiği, F.’nin Belediye Evleri Mahallesi’nde bulunan evine giden E.K.’nin karşı koymasına ve ağlamasına rağmen zorla cinsel ilişkiye girdiği, daha sonra evde bulunan B.L.D.’nin de mağdur ile zorla ilişkiye girdiği, bilahare bu şüphelilerin diğer şüpheli A.E.’yi eve çağırdıkları

ve E.K.’yi adeta ikram ettikleri, E.’nin de mağdur ile zorla ilişkiye girdiği ve ardından mağduru adete eve hapsederek alıkoydukları, daha sonra mağdurun kendi cep telefonundan polisi arayarak yardım istediği ve polislerin kurtardığı, ardından da yakalanan şüphelileri teşhis ettiği anlaşılmıştır” denildi.

Sanıklar hakkında, ‘Cinsel saldırı, zorla ırza geçme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçlarından 25′er yıla kadar hapis cezası istemiyle 2′nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Nöbetçi mahkemedeki ifadesinde suçu kabul etmeyen F.G., “E.K. ile bir yıl kadar önce hastane kantininde garsonluk yaparken tanıştım. Telefonla görüşüyorduk. Olaydan 4-5 gün kadar önce kendisi benim yanıma geldi. Gece bekçiliği yaptığım yerde kendisi ile cinsel ilişkiye girdik. Olay günü de yine kendisi bana mesaj attı.

Ben de arkadaşım B.’ye ait Belediye Evleri Mahallesi’ndeki adresi vererek gelmesini söyledim. Kendisi dolmuşla geldi. Evde B. ile E.’yi tanıştırdıktan sonra bırakarak işyerine gittim. Sabah geldiğimde E. ile yine ilişkiye girdik. Kendi rızasıyla oldu. Zorlama olmadı, ben işe gittiğimde kendisi B. ile evde kalmıştı. Sabah 3′ümüz kahvaltı yaptık. B. gittikten sonra sokakta A. isimli arkadaşımı gördüm. Onu da çağırarak E. ile tanıştırdım” dedi.

“YAPMAYIN DİYE AĞLADI”

2009′da erkek arkadaşı C.K. ile evlenmeyi düşündükleri için arkadaşının çalıştığı düğün salonunda ilişkiye girdiklerini belirten E.K., “O gece eve gelmeyince, ailem benim hakkımda polise kayıp başvurusu yapmış. Bu nedenle polise ifade verdim. Ama arkadaşımla ilişkiye girdiğimi bildirmedim. Duyulmasını istemedik. Ailemin haberi olunca erkek arkadaşımın ailesiyle görüştük. Ama evlilik olayı gerçekleşmedi” dedi. Bu olay sonrası ailesinin kendisine sürekli baskı yaptığını ileri süren E.K., ifadesinde yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Ailem ‘Sen yırtıksın, sürtüksün, o….usun’ diyerek baskı yapmaya başladı. Baskılara dayanamayarak evden ailemin haberi olmadan ayrıldım. Yanımda 20 lira vardı. 4 gün parklarda yattım. Sonra arkadaşım F. beni aradı. Beni olay yerindeki eve çağırdı. Eve girdiğimde B. kapıyı kilitledi. F. beni B. ile tanıştırdıktan sonra diğer odaya götürerek, karşı koymama rağmen ilişkiye girdi. Bu arada benim telefonumu da kapattı. Ben ağladım, ağzımı kapattı. Sonra da üzerini giyinip gitti. Giderken B.’ye ‘Sen de yapabilirsin’ dedi. B. de zorla ilişkiye girdi. Ertesi günü işten gelen F., B. evden ayrıldıktan sonra tekrar zorla benimle ilişkiye girdi. Sonra telefonu çaldı, konuştuğu kişiye ‘Evde bir kız var gel, geçenkini kaçırdın’ dedi. 5 dakika sonra bu kişi de geldi. F. bana ‘Bununla da yatacaksın, itiraz istemiyorum’ diyerek diğer odaya geçti. Bu kişi ‘istemiyorum’ diyerek ağlamama rağmen zorla üzerimi çıkartarak ilişkiye girdi. Sonra da birlikte kapıyı üzerime kilitleyip gittiler. Ben de polisi arayarak yardım istedim.”

Biri tutuklu 3 sanığın yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak. Bu arada, E.K., ilk olarak ilişkiye girdiği C.K.’den şikayetçi olmadı.