TEK CEP TE 3 HAT

27 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Teknoloji

Son zamanların modası olan çift hatlı cepleri unutun: Üç hatlı cepler tam gaz geliyor.

İki ya da üç ayrı cep telefonunu taşımak artık size iyice zor geliyorsa güzel bir haberimiz var. Spreadtrum’un yeni teknolojisi tek bir çip üzerinde üç hattın aynı anda çalışabilmesini sağlıyor. Daha önceden var olan iki hatlı telefonların aksine üç hatlı telefonlar, bazı kullanıcılara oldukça kolaylık sağlamayı hedefliyor.

Teknolojinin denenmesine birkaç ülkede şimdiden başlandı ancak henüz hangi telefon üreticilerinin bu teknolojiyi kullanacağı ya da ne zaman elimizde üç hatlı bir telefon olacak, şu an için belli değil.

Ancak Spreadtrum’un üç hattı kullanabilen telefon çipleri, birkaç hattı birden kullanan iş adamlarının ve belki de ajanların oldukça hoşuna gidebilir.

HAKKARİDE DEPREM

27 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

HAKKARİ’nin merkeze bağlı Bağışlı Köyü’nde Ricther ölçeğine göre 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü depremin, saat 07.26 sıralarında merkeze bağlı Bağışlı Köyü’nde meydana geldiğini bildirdi. Bu depremden önce yine aynı bölgede saat 04.36′da Richter ölçeğine göre 3.6 büyüklüğünde bir deprem daha olduğu açıklandı. Kent merkezinde de hafif hissedilen depremde ilk belirlemelere göre can veya mal kaybı olmazken, tespit çalışmalarına başlandı.

RUSYA FÜZE VERMEKTEN VAZGECTİ

25 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Rusya S-300 füzelerini İran’a vermeyecek

 

Rusya Genelkurmay Başkanı Nikolay Makarov, BM Güvenlik Konseyi yaptırımları çerçevesine girdiği için İran’a S-300 füzeleri vermeyeceklerini söyledi.

Rus İtar-Tass ajansının haberine göre Makarov, ‘İran’a S-300 füzelerinin verilmemesi yönünde bir karar alındı. Bu füzeler çok kesin olarak yaptırımlar çerçevesine dahil’ dedi.

İran’a S-300 füze satışı sürecini askıya almaları talimatı verdiğini belirten Makarov, kendilerinin de bu talimatı yerine getirdiğini belirtti.

Makarov, mevcut sözleşmenin iptal olup olmadığı sorusuna net yanıt vermekten kaçınarak, ‘Göreceğiz. Bu İran’ın davranışına bağlı olacak’ demekle yetindi.

Rusya ve İran S-300′lerin satışıyla ilgili anlaşmayı 2 yıl önce imzalamış ve anlaşmanın ‘yüz milyonlarca dolar’ değerinde olduğu kaydedilmişti. Rusya söz konusu anlaşmayı geçen haziran ayının başında resmen dondurduğunu açıklamıştı.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 11 Haziranda Taşkent ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, İran’a gönderilmesi yasak olan silahların listesinin Rusya Devlet Başkanlığı tarafından çıkartılacak bir kararname ile belirleneceğini söylemişti.

Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov da 20 Ağustosta Erivan’a yaptığı ziyarette, Moskova’nın S-300 füzelerini Tahran’a gönderme planının olmadığını belirterek, ‘Herhangi bir şey teslim etmiyoruz. Teslimatla ilgili bir karar yok’ ifadelerini kullanmıştı.

GÜL OBAMADAN DESTEK İSTEDİ

25 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Gül Obama’dan PKK’ye karşı daha fazla destek istedi

 

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmede, PKK‘ye karşı daha fazla destek istediğini söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Zirvesi sırasında ABD Başkanı Barack Obama ile 15-20 dakikadan oluşan ikili bir görüşmede bulunan Gül, görüşmede PKK, Irak ve Ortadoğu’dan oluşan üç konuyu konuştuklarını belirtti. PKK konusunda ABD’den aldıkları desteğe ilişkin ‘bu yetmez’ dediğini belirten Gül, ‘Çünkü bü yalnızca Türkiye için değil, Irak için de büyük tehdit’ dedi.

Obama’nın kendisine Federe Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani ile görüştüğünü, onun da böyle düşündüğünü anlattığını belirten Gül, Irak’taki boşluk nedeniyle PKK‘yi ‘hafife almayın’ sözlerine Obama’nın ‘Çok iyi anlıyorum. İnan ciddiye alıyoruz’ dediğini söyledi.

ABD’nin Irak’tan çekilmeye başlamasıyla Irak’ın geleceği konusunda kaygılarını dile getirdiğini belirten Gül, Irak’ta birinci önceliğin, bütün halkı temsil edebilecek, kabul edilebilir bir hükümetin kurulması olduğunu ifade etti.

İsrail ile Türkiye arasında yaşananlarla ilgili Obama’nın ‘İsrail ile bu işi kapatalım, sessiz kalalım’ dediğini aktaran Gül, kendisini buna karşın ‘insani yardım göndermek suç mu? Bunlar zaten gönüllü kuruluş, duyarlı inanlar’ dediğini söyledini aktardı. Gül ancak ayrıntılara daha fazla girmediklerini ifade etti.

SONBAHAR’DA NELER YEMELİ

24 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Manşet, SağLık

Dünyanın en önemli sağlık sorunlarından sayılan enfeksiyon hastalıklarının, sonbahar ve kış aylarında arttığını, bunların başında da grip ve soğuk algınlığının geldiğini belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Tuğçe Aytulu Ersin, sonbaharda temel besin gruplarının gereken miktarda alınmasının önemine dikkat çekiyor.

 

 

 

Özellikle enfeksiyon ile bağışıklık sistemi ilişkisi düşünüldüğünde; artan metabolik hıza karşılık; hücrelerin ihtiyacı olan enerji, dengeli bir beslenme ile sağlanabilir” diyen Aytulu, sonbahar mevsiminde doğru ve yeterli beslenme ile ilgili şu bilgileri veriyor:

 

 

 

“Bu günlerde metabolizmamızı koruma altına alıp, daha da güçlendirmenin en etkili yollarından biri yeterli ve dengeli beslenmedir. Bu, her yaş grubu için geçerlidir. Özellikle enfeksiyonlara karşı daha duyarlı olan çocuklar, gebeler, emziren anneler ve yaşlılar için beslenme daha da önem taşır.

 

 

 

VÜCUDUN VİTAMİN VE MİNERAL İHTİYACINI KARŞILAYIN

 

 

Yeterli ve dengeli beslenme, gün içerisinde her besin grubundan yeterli miktarda almakla sağlanır. Böylece ihtiyacımız olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri de almış oluruz. A ve C vitaminleri, antioksidan vitaminlerdir. Bu vitaminler, bağışıklık sistemimizi güçlendirerek, hastalıklara karşı direnç kazandırır.

 

 

 

Turunçgiller, havuç, brokoli, kabak, Brüksel lahanası, yeşilbiber, karnabahar, mandalina, maydanoz, roka, tere gibi sebzeler, vitamin açısından zengin besinlerdir. Burada önemli olan, meyvelerin sıkıldıktan hemen sonra içilmesidir. Meyve suları bekletildiğinde C vitamini kayba uğrar. Çünkü bu vitamin; ısı ve ışıktan kolayca etkilenir.

 

 

 

KUŞBURNU ÇAYI İÇİN

 

 

Ayrıca çay ve kahve yerine bitki çayları veya C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu çayı tercih edilebilir. Yemeklerde veya öğün aralarında tüketilen bol miktardaki salata da bize ihtiyacımız olan vitaminleri sağlayacaktır. C vitamini kaybını önlemek için salatalar da meyve suları gibi hazırlandıktan kısa bir süre sonra yenmelidir.

 

 

 

Diyetteki yağ türü ve miktarı da enfeksiyon hastalıklarının seyrinde önem taşır. Ayçiçeği, mısırözü, bitkisel sıvı yağlar, omega-6 yağ asitleri, deniz ürünleri, omega-3 yağ asitleri, zeytin ve fındık yağı ise omega-9 yağ asitleri açısından zengin besinlerdir. Saydığımız bu yağ asitlerinin immün sistem üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır.

 

 

 

PROTEİNDEN ZENGİN BESLENİN

 

 

Dengeli beslenmenin bir diğer şartı da yeterli protein alımıdır. Doku yapımı ve onarımındaki güçlü etkileri nedeniyle proteinler, günlük beslenmeden eksik edilmemelidir. Enfeksiyon geçirildiği dönemlerde, protein kaynaklarının yeterli tüketilmesi, genel kabul görmüş önemli bir noktadır. Özellikle süt, yoğurt, peynir, yumurta, et, tavuk ve balık gibi gıdalar proteinin en iyi kaynağıdır.”

ANKARA’DA ELEKTRİK KESİNTİSİ

24 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Ankara’nın Keçiören, Yenimahalle, Mamak, Elmadağ, Pursaklar, Çubuk, Polatlı, Kazak, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinde 27, 28 ve 29 Eylül tarihlerinde elektrik kesintisi yapılacak.

 

Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.’den yapılan açıklamalaya göre, 27 Eylül’de Keçiören’de 10.00-15.00 saatleri arasında Atapark Mahallesi, Atapark Caddesi, Yanıklar ve Dinar sokaklara, Yenimahalle’de 09:00-15:00 saatleri arasında Çiğdemtepe Mahallesi, Selim, Değirmendere ve Özlem caddeleri, Şehit Kadir Özbek, Kermes, 141, 146, 147, 148, 149 ve 162. sokaklar, Mamak’ta 09:00-15:00 saatleri arasında Kutludüğün Mahallesi, Yunus Emre Caddesi ve civarına, Pursaklar’da 09:00-15:00 saatleri arasında Sirkeli Beldesi ve tüm köylerine elektrik verilmeyecek.

 

Aynı gün Polatlı’da 06:00-07:30 saatleri arasında Cumhuriyet Mahallesinin bir bölümüne, 09:00-10:30 saatleri arasında Duatepe Devlet Hastanesi A Blok, Şehitlik Mahallesinde, 12:00-13:30 saatleri arasında ise Duatepe Devlet Hastanesi B Blok, Şentepe ve Esentepe mahallelerine, Öğretmen Lisesi, İMKB İlköğretim Okulu, Mehmet Gönenç İlköğretim Okulu, Atatürk Lisesi, Gazi İlköğretim Okulu, Şentepe Mahallesi Toki Blokları, Belediye Dubleks Evleri, Belediye Kırevleri, Polatlı Belediyesi Makine İkmal Müdürlüğünde kesinti yapılacak.

 

Kazan’da ise 09:00-16:00 saatleri arasında Kırçiçeği Villaları ve Ahi Mahallesinde, Beypazarı’nda 09:00-14:00 saatleri arasında Karacaören, Haydarlar, Yiğerler, Uşakgöl, Kervanlar, Akçalı, Karaören, Kabalar, Dibekören köylerinde, Nallıhan’da ise 09:00-15:00 saatleri arasında Mudurnu ve Göynük çevresindeki bütün köylerde kesinti gerçekleşecek.

 

Yenimahalle’de 28 Eylül’de 09:00-15:00 saatleri arasında Çiğdemtepe Mahallesi, Selim, Değirmendere ve Özlem caddelerine, Şehit Kadir Özbek, Kermes, 141, 146, 147, 148, 149 ve 162. sokaklar, Mamak’ta 09:00-15:00 saatleri arasında Gülseren Mahallesi Abdülhakhamit Caddesi, Karadeniz sokak ve çevresine, Yeşilbayır Mahallesi Sağduyu Caddesi, Ş. Fahrettin Poyraz sokak ve civarına, Durali Alıç Mahallesi Şehitler Caddesi, 950, 951, 952, 953, 954 ve 955. sokaklarda elektrik kesintisi yapılacak.

 

Elmadağ’da aynı gün 09:00-15:00 saatleri arasında Şehitlik Mahallesi, Tokluoğlu Caddesi, Mezarlık çevresine, Barut fabrikası, Çubuk’ta 09:00-13:00 saatleri arasında Yavuz Selim Mahallesi, Zümrüt 1, 2, 3, Saray, Dürüst, Gazi Emir caddesinin bir bölümü, Çalı 1, 2, Sümbül, Reşadiye, Yeşil, Bulut, Sebat, Kazakistan, Bağdem, Çelik, Gonca, Cevher, Tefekkür, Kıymetoğlu caddeleri, Çeçen,Babür, Yüksel, Kılavuz, Reçber, Burç 1, 2, Şükran, Derviş 1, 2, 3, Mecidiye, Dağdelen, Osmancık ve İpek caddeleri, Anket, Efe 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10, Demirtan, Cirit 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8, Aşık Veysel caddesinin tamamı, Belediye Su Arıtma Tesisleri ve Anadolu Lisesi, Çubuk Ceza Evine kesinti, Kazan’da 09:00-16:00 saatleri arasında Aşağıkaraören Köyü, Atatürk Mahallesinin bir bölümüne, Beypazarı’nda 09:00-14:00 saatleri arasında Kuyumcu Tekke köyüne, Nallıhan’da ise 09:00-15:00 saatleri arasında Sarıyar, Kocabağ, Ömerşeyhler, Nallıdere köylerine elektrik verilmeyecek.

 

Keçiören’de 29 Eylül’de 10:00-15:00 saatleri arasında Aktepe Mahallesi, 969, 988 ve 999. caddelere, Yenimahalle’de 09:00-15:00 saatleri arasında Çiğdemtepe Mahallesi, Selim, Değirmendere ve Özlem caddelerine, Şehit Kadir Özbek, Kermes, 141, 146, 147, 148, 149 ve 62. sokaklara, Mamak’ta 09:00-15:00 saatleri arasında Şahap Güler Mahallesi Samsun Yolu kenarı, İstikbal Mobilya Mağazası, 18, 19, 20, 21 ve 22. sokaklara, Pursaklar’da 09:00-15:00 saatleri arasında Altınova Beldesi ve köylerinin tamamına, Kazan’da 09:00-16:00 saatleri arasında K. S. Süleyman Mahallesinin bir bölümüne ve Beypazarı’nda 09:00-12:00 saatleri arasında Kozalan Köyüne, 14:00-17:00 saatleri arasında Geyikpınar köyüne, 09:00-15

BOYKOT SORUŞTURMASI

24 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Haber, Manşet

Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) Diyarbakır’da düzenlediği boykot mitinginde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile BDP İl Başkanı Nejat Yaruk hakkında soruşturma açıldı.

 

BDP’nin 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumunu ‘boykot’ çalışmaları kapsamında 5 Eylül’de Diyarbakır’da düzenlenen mitingde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile İl Başkanı Nejat Yaruk’un konuşmaları emniyet tarafından incelenmeye alınmıştı.

 

Yapılan incelemenin ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen görüntü çözümleri sonucunda savcılık Baydemir ve Yaruk hakkında soruşturma açtı. Soruşturma kapsamında Baydemir ve Yaruk’a ifade vermeleri için tebligat gönderilirken, Yaruk’un bugün ifade vermeye gittiği ancak savcı yerinde olmadığı için ifade veremediği öğrenildi.

 

Yaruk ve Baydemir önümüzdeki günlerde savcılığa giderek ifade vermesi bekleniyor.

SEVGİ KUTSALDIR

24 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Magazin, Manşet

BİZİM SEVGİMİZ KUTSALDIR

 

 

Biz ne sevdiğimizi üç kuruşa pazarladık, ne de sevdiğimizden vazgeçtik, biz sevdiğimizi yeri geldi kalbimize gömdük, yeri geldi ismini gökyüzüne nakşettik, biz sevdamızı sokakta, internette pazarlık konusu yapmadık, günlük veya gecelik sevdalara tutulup da ahkâm kesmedik, biz sevdamızın adını destanlara koyduk.

Kimileri gibi arkadaşımızın yavuklularına göz dikmedik.

Başkalarının karılarına sarkarak hayatımızı boşa geçirmedik.

Türk töresinde olmayanı ne hayatımıza koyduk ne de içimizden geçirdik.

Ahlaksızlardan uzak durduk.

Biz sevdik mi adam gibi sevdik.

Sevdiğimizi gözümüzden sakındık.

Sevdiğimiz için kıskandık.

Hislerimizi birileri gibi meyhanelerde meze yapıp kadehleri yudumlamadık.

Sabrın bir erdem, fazilet olduğunu hayat felsefemiz yaptık.

Çok bunaldığımızda Yaratanımızın evine (camiye) koşup ellerimizi semaya kaldırdık.

Dualarımızla sabrettik, şükrettik.

Hiç isyan kapımızdan geçmedi.

İsyankâr olarak yaşamadık.

Her şeyde bir hayır vardır diyerek halimize şükrettik.

Yunus’un dergâhında filizlendik, sevda ektik.

Sevdalarımızı yunusça yaşadık.

Sevgimizi hoyratça her çiçeğe dağıtmadık.

O çiçek benim, bu çiçek benim gönül eğlendirenlerden olmadık.

Kimsenin gönlünde payanda olmadık.

Kimseye de kendimizi malzeme yapmadık.

Biz törelerimize göre yaşadık. Törelerimizin dışında bir yaşam sürmedik.

Sevgimiz destanlarda, şiirlerde bestelerde, güftelerde oldu.

Sevdiğimiz bizi anlasa da sevdik, anlamasa da sevdik.

Sevginin kutsallığına ihanet etmedik.

Sevgimizi gözlerimizle ifade ettik.

Sözlerimizi şiirlere nakşettik.

Biz ne sevdiğimizi üç kuruşa pazarladık, ne de sevdiğimizden vazgeçtik, biz sevdiğimizi yeri geldi kalbimize gömdük, yeri geldi ismini gökyüzüne nakşettik, biz sevdamızı sokakta, internette pazarlık konusu yapmadık, günlük veya gecelik sevdalara tutulup da ahkâm kesmedik, biz sevdamızın adını destanlara koyduk.

Biz destansı sevdik.

Efsanelerde söylendik.

Gönlümüzün sultanını kalbimize pompaladık, kalbimizdeki duygularımızı gözlerimize ışıldak yaptık.

Bazen ayaklarımızın yere basmadığını hissettik.

Bulutlarla buluştuk.

Bazen denizde dalgaların arasında kendimizi bulduk.

Balıklarla konuştuk.

Sancak direklerinde dalgalanan bayrak olduk.

Hilalle, ayla dertleştik.

Aşkı ve sevdayı üç kuruşa satanlardan olmadık.

Biz sevdiğimiz için yaşadık.

Sevdiğimiz için dünyaya mührümüzü vurduk.

Sevdiğimizi namusumuz bildik.

Namusumuz için yaşadık.

Biz ne sevdiğimizi üç kuruşa pazarladık, ne de sevdiğimizden vazgeçtik, biz sevdiğimizi yeri geldi kalbimize gömdük, yeri geldi ismini gökyüzüne nakşettik, biz sevdamızı sokakta, internette pazarlık konusu yapmadık, günlük veya gecelik sevdalara tutulup da ahkâm kesmedik, biz sevdamızın adını destanlara koyduk.

Biz destansı sevdik.

Efsanelerde söylendik.

TEKNOLOJİ ÇALIŞMA ZEVKİMİZİ YOK ETTİ

24 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Manşet, Teknoloji

Zaman geçtikçe çalışanların ofise bağımlılığını azaltan teknolojik araçların yan etkilerini de yaşamaya başladık. Uzmanlara göre aşırı teknoloji kullanımı iş arkadaşı kavramını yok ettiği gibi şirketle çalışan arasındaki gönül bağını da zedeliyor…
Yeni teknolojilerin çalışma koşullarında yaptığı değişiklikler artık herkes tarafından bilenen bir gerçek. Evi ofis haline getirmek, esnek çalışma saatleri, istenilen her an erişime açık olmak son 10 yıldır tartıştığımız ve artık kanıksadığımız konular. Ancak olumlu olarak yorumlanan tüm bu yenilikler artık pek çok çalışanı mutlu etmiyor. Hareket alanlarının kısıtlandığını düşünen çalışanların yeni teknolojiler nedeniyle birbirlerine karşı olan tahammül seviyesi de gittikçe düşüyor.

İK portalı LiveCareer’in yaptığı araştırmaya göre çalışan ilişkilerini siber hale getiren bu uygulamalar mesai arkadaşı fikrini çoktan yok etti. Öyle ki günde belki 10 kez yaz e-posta yoluyla iletişime geçen ofis çalışanları koridorda birbirleri tanımıyor. Bu durum arkadaşlık ilişkilerini zedelediği gibi çalışanın şirketle duygusal bağ kurmasının da önüne geçiyor. Peki, iş yerini çekilmez kılan ve çalışanların performanslarını önemli ölçüde etkileyen teknolojik alışkanlıklar neler? İşte LiveCareer’in yaptığı listeden can sıkan teknolojiler…

Patrondan gelen ‘Facebook’ daveti: Hemen hemen herkesin Facebook üyeliğinin bulunması belki de sosyal ağların en can sıkıcı yanlarından biri. Listenize eklemek istemediğiniz halde arkadaşlık teklifi yollayan ve kabul etmek zorunda kaldığınız iş arkadaşları, uzmanlara göre günümüzde çalışanların en çok sıkıntı duyduğu konuların başında geliyor.

Nasıl konuşacağını unutmak: Uzmanlara göre teknolojinin yarattığı en büyük sorunlardan biri de yüz yüze iletişimin azalması. Ofiste 10 metre önünde oturan biriyle bile e –posta ya da telefon yoluyla konuşmak hem konuşmaların samimiyetini azaltıyor hem de ofis ilişkilerinin sunileşmesine neden olarak ekip ruhunu öldürüyor. Pek çok çalışan gün içinde yazışma yaptığı kişileri koridorda gördüğünde tanımıyor.

E- posta yolladığını MSN üzerinden haber vermek: Yazışmaların büyük bir bölümü e- posta üzerinden oluyor. Ancak bir gönderi yapıldığının bilgisi dahi ‘Instant messaging (IM)’ denilen MSN benzeri programlar aracılığıyla yürütülüyor. Yani teknoloji araya başka bir teknolojik araç koyarak ofislerin daha sessiz bir ortama dönüşmesine neden oluyor.

Sesli mesajları kontrol etmemek: İş toplantıları sırasında ulaşılamayan ofis çalışanlarına not bırakmanın en iyi yollarından biri olan sesli mesajlar da zaman zaman eziyete dönüşebiliyor. Acil durumlarda ard arda bırakılan mesajların kontrol edilmemesi ofis çalışanları arasındaki tartışmaların en sık rastlanan nedenlerinde biri.

Sesli mesajları herkesin içinde kontrol etmek: Eğer siz de mesajlarınızı arkadaşlarınızın duyacağı bir tonda kontrol edenlerdenseniz kolayca şimşekleri üzerinize çekebilirsiniz. LiveCareer’e göre ofis sessizliğinde sesli mesajları ard arda dinleyen çalışanlar çok antipati topluyor.

CC’li e-postalar: Çalışanların sevmediği diğer bir konu da CC’li e- postalar. Konuyla direkt alakalı olmadığı e- postalar almak çalışanların stresini artırırken bir yandan da şirket içindeki hiyerarşik düzeni sürekli hatırlattığı için hoş karşılanmıyor.

Toplantılarda SMS atmak: İş için gerekli olduğu ne kadar aşikâr olsa da toplantı esnasında sürekli telefonunu kontrol etmek ve SMS yollamak kaba bir davranış olarak yorumlanıyor.

Asla tatil yapamamak: Çalışanların en çok canını sıkan madde olan her zaman erişebilir olma durumu, tatilleri klasik bir iş gününe çeviriyor. Tatilde bile sürekli iş düşünen çalışanlar yeterince dinlenemediği için çalışma verimi ciddi şekilde düşüyor.

MUTLU OLMANIN FORMÜLÜ

24 Eylül 2010 Yazan kursun  
Kategori Magazin, Manşet, SağLık

Stres, iş, aşk, evlilik, maddiyat her geçen gün insanları daha çok mutsuz ediyor. Ama çözüm var. İşte mutlu olmanın yolları…

Zaman değişiyor… Küreselleşme ve artan rekabet ortamında herkes kendi çapında bir şeyler yapmaya ve bir şekilde mutlu olmaya çalışıyor. Zamanın değişmesi ile kişiler de değişmeye çalışıyor ve kendi yaşam ve çalışma tarzlarını da yeni sistemin birer parçası haline getirmek için çaba harcıyorlar. İşte, bu süreç içinde boğuşurken mutluluğu yakalayabilmek için bazı tavsiyeler:

Motivasyon başarının anahtarıdır
İnsanın kişisel motivasyonu anlama anahtarı o kişiye enerji veren aktiviteler, kişiler, yerler, ortamlar içerisindedir. Örneğin, bir sistem analizcisinin ekip çalışması ve başardıkları bir buluş onun motivasyonu devamlı kılan anahtarıdır. Ancak, patronu ve çalışma arkadaşları veya bulunduğu ortamın değişikliklere direnç göstereceğini hissederse o kişi her üç veya dört senede bir kariyerinde değişiklik yapar ve her yeni işte kendisini daha enerji dolu, şevkli hisseder.

Başarı için çok çalışmalı
Herhangi bir küçük fark yaratmak için bile hazırlık ve çok çalışma gerekir. Bir dahi, ev ödevlerini yapan yetenekli bir kişidir şeklinde tanımlanabilir. Bill Gates bu başarıyı yakalamadan önce bir bilgisayar kurdu. Micheal Jordan çok büyük bir basketçi olmadan önce lisede çok çalışkan bir atletçi idi. Bu her iki insan çok zenginler ancak yinede kendilerini işlerine verdiler ve hala daha çok çalışmaya istekliler, başarısızlıklarından dolayı hiç yılmadılar. Biliyorlardı ki her bir hatadan ders alarak üstesinden geleceklerdi.

İhtiras başarının içinde bir faktördür ancak ihtiras tek başına yetmez, ciddiye alınmayan rüyalar, hayal kırıklıkları veya hakkettiği halde başarıyı yakalayamama hissi başarıya giden yolun engelleridir. Herhangi bir yatırım, zaman ve para harcamadan doğrudan ödüle ulaşmak güzel birşey, ancak bir uzmanın söylediği gibi Suyun üzerinde yürümek bir günde öğrenilmez, çünkü bir öğrenme eğrisi vardır bu da bir yolculuktur, bu yolda alınan dersler, vasıflar ödüle ulaşmanın ana unsurlarıdır. Her gün küçük kazançlar veya ödüller elde etmek büyük ödülü hedeflemekten daha doğru olacaktır. Küçük kazançlar büyük ödülleri getirir.

Hayal kur ve takip et
Misyonlar, mükemmelliğe giden yolun değerleri veya rüyalarıdır. Zirveye çıkanların iş hayatında onları farklı kılan unsurlar araştırıldığında tümünde hayalleri doğrultusunda gitmek ve hayallerine inanmak olmuştur.

Kendinizi ve yeteneklerinizi takdir edin
“Multiple Intelligences”, çeşitli zekalar konusunda yapılan araştırmalar insan potansiyelini daha iyi anlamayı kolaylaştırmıştır. Toplumun geleneksel ve analitik yeteneklerine karşılık daha iyi geniş vizyonla lingustik (dil), müzik, kas, duygusal, kişisel ilişkiler, içgüdüsel zeka konuları irdelenmiştir. Kişinin kendisini ve yeteneklerini anlaması o kişinin sahip olduğu potansiyel kariyer vizyonunu genişletir. Örneğin şarkı sözü yazan bir müzisyenin bir enstrüman çalarak müzik kariyeri yapabilir, başka bir örnek; parmak becerileri iyi, bilgisayar kullanmayı seven bir müşteri temsilcisi kendisini geliştirerek daha iyi bir işte çalışmak için yazılım mühendisi olmak için eğitim almaya karar verebilir. Çoğu yetenekli insan sahip olduğu tüm kabiliyetlerini kullanmaz, ancak yeteneklerini ortaya çıkarmaya karar verdiğinde ilerideki kariyer yoluna büyük katkıda bulunabilir.

Kendinizi yönetin
Zeka ile başarının doğrudan bir ilişkisi yoktur. Çok zeki olmayabilirsiniz, ancak kendinizi iyi yönetirseniz hala çok başarılı olabilirsiniz, elbette bunun içerisinde duygularınız ve davranışlarınızla iyi bir ilişki geliştirmekte olacaktır. Örneğin 50 yaşlarında bir bayan çok çalışarak dünyadaki erkek mühendislerin sahip olabildiği bir ödülü ilk defa alabilmiştir.

Ölçülebilir riskleri alın
Örneğin, karşıdan karşıya geçerken arabanın size çarpmaması için yolun her iki tarafında bakarsınız veya hırsızlık, kaçırılma korkusu ile tanımadığınız insanlarla konuşmazsınız veya zehirlenme riskine karsı tanımadığınız birinden yiyecek alıp yemezsiniz, ya da çocuklarını tehlikelerden korumak için onlara tavsiyede bulunan aileleri duyarız. Tüm bu kurallar bize tehlikeler karsısında tedbirli olmamızı öğretir. Rekabet ortamının olduğu bu dünyada iyi bir kariyer yapmak için bazı riskleri almaya istekli olmanız gerekmektedir.

Ancak gerçek tehlike ile fanteziyi ayırmak gerekiyor. Risk almadaki başarının anahtarı risk toleransını bilmekten geçer, bunu da yapabilmek için karar verirken en kötü senaryoyu düşünerek muhtemel potansiyel zararları hesaplayabilmektir. Başarısız olma riskinden dolayı risk almayı denememek hata yapma riskidir. Arşimet dünyayı hareket ettirmek için iki nesnenin gerektiğine inanmıştı. Bir sopa ve bir dayanak, sopa sizsiniz ve dayanakta sizin kişiliğiniz, yeteneklerininiz ve ilgi alanlarınızın bileşkesidir.

Başka bir deyişle dayanağınız adımınızı atmak istediğiniz bir mahkeme, laboratuar, sınıf, sahne veya bir bilgisayarın başıdır. Bu yerlerde yetenek ve liderliğinizi gösterebileceğiniz rahat bir ortam olmasıdır.

Sonraki yazılar »