Tecavüzcü Yakalandı

30 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Haber, Manşet

Gizli kamera kayıtlarını izleyen aile şok oldu

tecavuzcuBir apartmanda yalnız yaşayan 80 yaşındaki Alzheimer hastası M.D.’ye tecavüz eden kapıcı C.K. (53), kadının şikâyetleri üzerine ailesinin eve gizli kamera
yerleştirmesiyle yakalandı. C.K.’nin şalteri indirip elektrikleri kestikten sonra yardım etme bahanesiyle M.D.’nin evine girdiği görüldü. C.K. tutuklandı

İSTANBUL Etiler Nispetiye Caddesi’ndeki bir apartmanda yalnız yaşayan 80 yaşındaki Alzheimer hastası M.D. ailesine “Çok korkuyorum. Beni evde yalnız
bırakmayın. Bana kötü davranan biri var. Canımı yakıyor” şeklinde şikâyette
bulundu. Hastalığından kaynaklanan unutkanlık ve bunama belirtileri nedeniyle önce M.D.’nin şikâyetlerini dikkate almayan ailesi, yakınmalar devam edince kadının evine gizli kamera yerleştirdi. 1 haftanın sonunda gizli kamera görüntülerini izleyen aile, dehşete düştü. Kamerakayıtlarında, elektriklerin kesilmesinden sonra bir kişinin eve girdiği ve yaşlı kadını mutfağa götürdüğü görülüyordu.

‘CANIM ACIYOR’
Mutfakta yaşananlar görüntülenmese de ses kayıtlarından eve giren kişinin 53
yaşındaki apartman görevlisi C.K. olduğu anlaşıldı. Kayıtlardan tecavüze uğradığı
görülen M.D.’nin başına gelenlere anlam veremediği anlaşıldı. M.D.’nin C.K.’yi birkaç kez “Yapma. Ne yapıyorsun? Canım acıyor” diyerek durdurmaya çalıştığı da duyuldu.

ŞALTERİ İNDİRDİ
M.D.’nin ailesi kamera kayıtlarıyla birlikte İstanbul Beşiktaş Büro Amirliği’ne giderek polise başvurdu ve C.K.’den şikâyetçi oldu. Görüntüleri izleyen Asayiş Büro Amirliği dedektifleri, savcılık kararıyla kapıcı C.K.’yi gözaltına aldı. Emniyet’teki ifadesinde hakkındaki suçlamaları reddeden ve yaşlı kadının evine girebilmek için şalteri indirerek evinin elektriklerini kestiği anlaşılan C.K.tutuklandı

Bir Polemik

30 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Haber, Manşet

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Sezen Aksu ve Hülya Avşar’a destek, Kevin Costner’a eleştiri

polemikkBalçiçek Pamir’le Söz Sende programının bugünkü konuğu CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Kılıçdaroğlu “Kürt açılımı”ndan Rahmi Koç’un yemeğine, DTP’lilerin ifade krizinden Hülya Avşar’ın ifade vermesine kadar geniş yelpazede konular hakkında kendisinin ve partisinin görüşlerini dile getirdi.

BAŞBAKAN EKSİK BİLGİLENDİRİLMİŞ

Rahmi Koç’un dün gece verdiği davette neler konuşulduğundan bahsedilirken Kılıçdaroğlu, yemekte birinin kendisine Başbakan Erdoğan’ın Türk Ticaret Kanunu değişikliklerinin CHP yüzünden çıkmadığını söylediğini anlatarak şunları söyledi: “Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Avrupa Birliğiyle uyum çerçevesi içinde gelen tüm yasalara CHP destek vermiştir. CHP’nin oradaki koşulu önce Borçlar Yasası arkasından Türk Ticaret Yasası çıksın diyedir sadece. Bizim AB uyum sürecinde gelen yasalara bir engelleme gibi bir yaklaşımımız yoktur. Sayın Başbakan’a ya eksik bilgi verildi veya sayın Başbakan CHP’ye karşı önyargılı.”

Kılıçdaroğlu, Balçiçek Pamir’in “Hülya Avşar’ın bugün ifade vermesine ne diyorsunuz?” sorusunu yanıtlarken “İşte demokratik açılımın ne olduğunu görüyoruz, söylemden ibaret bir açılımmış demek” dedi ve arkasından da Hülya Avşar’ın basına yaptığı açıklamanın
“Son derece sağlıklı, gerçekten bir sanatçıdan bekleyemediğimiz ölçüde entelektüel derinliği olan güzel bir açıklama” olduğunu söyledi. Kendisinin de Hülya Avşar’a telefon açıp kutladığını da ekledi.

Söz ardından Sezen Aksu’nun Başbakan Erdoğan’a telefon açmasına geldi ve Balçiçek Pamir’le Kılıçdaroğlu arasında şöyle bir konuşma gerçekleşti:

- Sezen hanımın da açıklamalarına bir sanatçı olarak saygı duyuyorum. Açılıma destek veriyorum dedi ama ben merak ediyorum neyini destekleyecek?

- CHP Sezen Aksu’ya tepki verdi diye biliyorum.

- Ben kişisel olarak bir tepki göstermiyorum göstermedim de… Bir sanatçıdır, sanatçılar özgür düşünürler, sanatçılar aykırı düşünürler. Bizim de bunu kabul etmemiz gerekir beğenelim yada beğenmeyelim ama benim orada düşündüğüm nokta şuydu: Sezen hanım orada destek vermemizi istedi, artık analar ağlamasın dedi zaten analar ağlasın diyen bir Allahın kulu olduğunu düşünmüyorum. Bu sorun çözülmesin diyen kimse yok ki. Bütün sorunumuz şu destekleyelim ama neyi destekleyelim.

Kevin Costner’in hükümetin açılımına verdiği destek hakkında da konuşan Kılıçdaroğlu olayı bir “Komedi” olarak nitelendirerek Bülent Arınç’ın “Konuyu magazinleştirmeyelim” değerlendirmesine de şöyle cevap verdi: “Onlar magazinleştirdiler esas. Kevin Costner kim? Dünya haritasından Türkiye’yi zor gösterir. Tamam geldi THY reklamında falan oynadı ama onu getirip böyle ciddi bir olayla ilgili oraya bağlamanın akılla mantıkla bağlanır yanı var mı? Türkiye’ye yazık, siyaset bu kadar ucuz mu? Önümüzdeki sorun basit bir sorun değil daha ciddi yaklaşılmalı.”

Pamir’in “DTP’lilerin ifade krizi hakkında ne düşünüyorsunuz, yine aynı görüntüleri mi göreceğiz?” sorusuna da Kemal Kılıçdaroğlu “Bir milletvekilinin zorla alınmasını hiç şık bulmuyorum. Demokratik açıdan da doğru değil böyle bir şey” diyerek yanıtladı. Yasalara uygun olmasa böyle bir şey yapılamayacağını söyleyen CHP Grup Başkanvekili, öte yandan da DTP’lilerin itirazlarının ‘Bizi düşüncelerimizden dolayı alıyorlar, öte tarafta yolsuzluk yapanlara dokunamıyorlar” üzerine kurulu olduğunu ve bu argümanlarına da hak verdiğini belirtti. Kılıçdaroğlu CHP olarak yıllardır dokunulmazlıkların kaldırılmasını bu nedenlerle istediklerini de sözlerine ekledi.

CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI’NA SESLENİYORUM: “EKMEK PARASI İLE OYNAMAK DÜNYANIN EN KÖTÜ ŞEYİDİR”

İzmir Karşıyaka Belediyesi’nde işten çıkarılan 276 işçi ile ilgili olarak programa gelen mailler üzerine Balçiçek Pamir, Kılıçdaroğlu’na konuyu bilip bilmediğini sordu. Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin ekmeğiyle oynanmaması gerektiğini, bu insanların evlerine zar zor ekmek götüren insanlar olduklarını ve belediye başkanının da bu konuda duyarlı olması gerektiğini söyledi ve CHP’li belediye de olsa doğruları söylemekten kaçınmayacağını şu sözlerle dile getirdi: Ne olursa olsun ister AKP’li ister CHP’li olsun buradan da sesleneyim. Bizim belediye başkanımız bizi dinliyorsa istirham ediyorum bu sorunu çözsünler.”

POLİS MESLEK YÜKSEK OKULU SINAVI TEKRAR EDİLMELİ

Polis Meslek Yüksek Okulu sınavlarının sorularının çalınması ile ilgili iddialardan hareketle Balçiçek Pamir konuyu bir de Kılıçdaroğlu’na sordu. Kılıçdaroğlu, Emniyet Genel Müdürü’nü arayıp iddiaları sorduğunu, müdürün de kendisine konunun hem emniyet hem de esas muhatap olan ÖSYM tarafından araştırıldığı bilgisini verdiğini kaydederek sözlerine şöyle devam etti: “Biz bunun takipçisi olacağız. Bir soru bile çalınmış olsa bugünkü teknolojiyle bunu her yere gönderebiliyorsunuz. Benim şahsi kanaatim bu sınavın iptal edilip tekrardan yapılmasından yanadır

Uçan Adam

30 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Manşet, Spor

IAAF, dünya ve olimpiyat şampiyonu Jamaikalı Bolt’un 100 ve 200 metrede kırdığı rekorları onayladı

ucanIAAF’tan yapılan açıklamaya göre, ”dünyanın en hızlısı” Bolt’un, Ağustos ayında Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası’nda, 100 ve 200 metrelerdeki dünya rekorlarını kabul etti.

Bolt, 100 metreyi 9,58, 200 metreyi ise 19.19 saniyede koşarak, Pekin-2008′deki her iki dünya rekorunu da 11′er saliseyle geliştirmişti.

Öte yandan IAAF, aynı şampiyonada bayanlar çekiç atmada dünya rekoru kıran Polonyalı Anita Wlodarczyk’in 77,96 metrelik rekorunu da onayladı.

Yine Ağladı

30 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Magazin, Manşet

Katıldığı programda gözyaşlarını tutamadı

erolEsra Erol katıldığı programda göz yaşlarını tutamadı.

Sabah kuşağında yayınlanan programına konuk olan Esra Erol, daha önceden kendisiyle yapılan röportajı, ekran başındakilerle birlikte izledi. Röportaj esnasında ailesinden ayrılıp İstanbul’a gelme hikayesini anlatan Esra Erol, babasına olan hasretini anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Televizyoncu olmayı kafasına koyan Esra Erol, babasının ‘gitme’ demediğini ancak ondan beter ettiğini söyledi. İstanbul’a gelmek istediğinde babasının “Ben hiç bir şeyine karışmam. Ne yersin, ne içersin, ne yaparsın, beni ilgilendirmez” dediğini anlatan Esra Erol “Bu bir insanın şevkini kırabilecek en büyük şey. ‘Hayır’ dese daha iyi” şeklinde konuştu. Kütahya’ya dönmesini bekleyen babasına karşın bir kanalda çalışmaya başlayan Esra Erol, babasının “3 ay sonra gelir” beklentisine rağmen gitmediğini belirtti.Televizyon gezatesinde yer alan habere göre o dönem izlediği ‘Babam ve Oğlum’ filminde, oğlunun babasını yıkıp geçtiği sahneyi kendi babasına anlattığını söyleyen Esra Erol, “Sen ne yaparsan yap, bir kere gitmeyi aklına koyan, dağ da olsan tepeler de olsan seni yıkıp geçecekti” diye konuştu ve kendisini çok etkileyen o sahneyi babasına anlattığını söyledi. O günlerde işsiz olan ama Kütahya’ya dönmeyen Esra Erol, babasına telefonda “Seni çok seviyorum, annemi de çok seviyorum.Bunu sadece bilmenizi istedim” dediğini anlatırken de bir anda gözyaşlarına boğuldu.

VİCDAN AZABI ÇEKER MİYİM DİYE KORKUYORUM

Esra Erol, “Hayatta en çok korktuğum şey, 8 yıldır onlardan ayrıyım. Onsuz yaşadığım günlere, acaba üzülür müyüm, vicdan azabı çeker miyim, her gece düşündüğüm şeyler bunlar” diye konuştu. Ailesinden ayrı geçirdiği zamanlar nedeniyle ileride vicdan azabı çekip çekmeyeceği konusunda hep kendisini sorguladığını söyleyen Esra Erol, röportajda gözyaşlarına boğulurken, aynı anda stüdyodaki canlı yayında da gözyaşlarını tutamadı.

BABASI CANLI YAYINA BAĞLANINCA KENDİSİNİ TUTAMADI

Babasının kendisine yıllar önce yazdığı ve hayatında çok önemli olan bir mektubun ekranda okunması da Esra Erol’u çok duygulandırdı ve Erol gözyaşlarını tutamadı. Bu esnada canlı yayına bağlanan babası Seyfi Erol’un sesini duyan Esra Erol, hıçkırıklara boğuldu.

Yine Yakalandı

30 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Haber, Manşet

onsekiz yaşında ama 188 suç kaydı var

makinMuğla’nın Fethiye İlçesi’nde hırsızlık amacı ile bir eve giren 18 yaşındaki genç, evden bir adet bilezik çaldıktan sonra tam kaçacağı sırada ev sahibi tarafından yakalanıp, etkisiz hale getirildi. Ev sahibi tarafından polise teslim edilen gencin, 188 adet suç kaydının bulunması ise şaşkınlık yarattı

Muğla’nın Fethiye’nin İlçesi Tuzla Mahallesi’nde hırsızlık amacıyla girdiği evde çaldığı bir bilezikle kaçmak isteyen 18 yaşındaki K.Ş., ev sahibi tarafından yakalanıp, etkisiz hale getirildi. Ev sahibi tarafından polis ekiplerine teslim edilen gencin Muş’un Malazgirt İlçesi nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi. K.Ş.’nin emniyette hırsızlıkla ilgili 48 kaydının yer alması ve yaşının küçük olması nedeniyle de 140 suç kaydının silindiğinin anlaşılması şaşkınlık yarattı. Polisin gözaltına aldığı K.Ş., emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edilirken, çıkışta basın mensuplarına el hareketi yaparak tepki gösterdi

Hedef Yok

30 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Manşet, Spor

Hedefi Sanki Yok

Beşiktaş, çok emindi iyi bir sonuç çıkartacağına, Mustafa Denizli de öyle. Ancak camia da takım da hoca da normalden daha gergindi, bu gerginlik maç önü basın toplantısına da yansımıştı. Gelen bir soru üzerine, “Benim kariyerimle ilgili CSKA maçının çok fazla bir önemi yok. CSKA maçı kariyerime ne fazla bir artı, ne de eksi ekleyebilir. Ben kariyerimi 2 maçla kazanmış bir insan değilim. 20 yıldır Türk futboluna damgasını vurmuş biriyim. Onun için CSKA maçı öyle ya da böyle benim kariyerimle ilgili yakından uzaktan bir şey değil” diyordu Mustafa Denizli. Ferrari ise “Sorun defansta değil” diyerek mesaj yolluyordu…
Ancak iş bu kadar da basit değil. Bu maç Şampiyonlar Ligi’nde henüz puanı olmayan Mustafa Denizli için de çok önemliydi Beşiktaş için de. Hatta en çok da camia için… “Bir” CSKA Moskova maçı kariyer etkileyemeyebilir hele ki son saniyede de olsa bulunan bir gol sayesinde tek farklı kaybedilmiş olsa da ama peş peşe gelen mağlubiyetler ve 550 dakikayı aşan bir süredir atılamayan gollerin üzerine gelen bir CSKA Moskova mağlubiyeti, normalden kat ve kat etkili olduğu gibi taşan bardağın son damlası da olabilir.

Beşiktaş’ın içerisine girdiği “bu” gerginlik öyle bir hal almış durumda ki, tempo beklenen, canını dişine takarak rakibi ısırması beklenen Beşiktaş, sanki eli ayağı bağlı bir şekilde çıktı sahaya. Bu tutukluk CSKA Moskova’nın ekmeğine yağ sürerken henüz maçın başında harika bir şutla gelen gol de maçı sanki başlamadan bitirdi. Bir Şampiyonlar Ligi maçından çok sezon öncesi hazırlık maçı havasındaydı mücadele… Ateşli olmasıyla ünlü CSKA Moskova taraftarı bile ilk 15 dakikadan sonra sıkıldı, sustu.

Dzagoev’in 25 metreden inanılmaz bir vuruşla topu ağlara yollaması maçın en güzel anı olurken Holosko’nun bu golden kısa süre sonra yakaladığı pozisyonu gole çevirememesi, Nihat’ın ikinci yarıda es geçtiği top, 90’dan sonra pozisyona giren İsmail ile Bobo’nun kaleyi bulamaması da “Olmayınca olmuyor” dedirtti bir kez daha. 6 maçtır devam eden “gol orucunun” ise son saniyelerde bozulmuş olması teselli arayanların “o anı”ydı…

“Bu Manchester United bir daha yakalanmaz” deniyordu Beşiktaş’ın ilk Şampiyonlar Ligi maçından sonra. CSKA Moskova da özellikle kiraladığı ve sattığı oyunculardan sonra -en fazlasından- orta seviyeli bir Avrupa takımıysa ve bu takımlara Beşiktaş’ın cevabı da bu futbolsa herkesin aynaya bakmasının zamanı geldi de geçiyor.

Gol atamayan Beşiktaş’ın uç oyuncularının kalitesine söyleyecek bir şey yok. Ama organizasyon eksiklikleri, çok basit pas hataları, “Haydi vur artık “ denirken verilen hatalı paslar, “Ver şu pası ver şunu” denirken çekilen kötü şutlar Beşiktaş’ı hedefsiz gösteriyor ve işte bu hedefsizlik Beşiktaş camiasının kaldıramayacağı bir durum.

Hülya Avşar Sordu

28 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Magazin, Manşet

Tamer Karadağlı, Serdar Akinan Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya’nın özür dilediği yazıyı “medyanın 11 Eylül’ü ilan etti, “Hepimiz su samuruyuz” yazılı tişörtle yayına çıktı

polemikHülya Avşar Soruyor’un ilk konukları Tamer Karadağlı ve Arzu Balkan’dı. Ünlü oyuncu Tamer Karadağlı, “Hepimiz Su Samuruyuz” yazılı tişörtüyle Can Dündar tartışmasına taraf oldu.

Gazeteci Can Dündar’ın Su Samuru isimli teknede bir bayanla öpüşürken görüntülenmesi olay olmuştu. Akşam Gazetesi Yazarı Serdar Akinan, Can Dündar olayıyla ilgili “Hepimiz su samuruyuz” başlıklı bir yazı kaleme almış ve bu yazı ile de tepki çekmişti. Akinan ve Küçükkaya daha sonra özür dilemişti

HEPİMİZ SU SAMURUZ

Karadağlı, “çok ağır bir yazı” olarak nitelendirdiği Akinan’ın yazısı hakkında “gazeteciliğin 11 Eylül’ü” değerlendirmesinde bulundu. “Bizim hakkımızda o kadar çok şey söyleniyor ki, sadece bizim başımıza geleceğini zannediyoruz. Serdar Akinan’ın yazısında bu işin böyle olmadığını görüyoruz. ” diyen Karadağlı şöyle devam etti:

ERGENEKON GİBİ

“Genelde gazeteciler bizlerle ilgili düşünürken peygamber ahlakı ile değerlendiriyorlar ama kendileri ile ilgili yazı çıkarken meslek dayanışması oluyor. Gazetecilik dürüstlük işidir. Bu yazı bence Ergenekon gibi. Bu yazı ile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Otomobile yaylım Ateşi

28 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Haber, Manşet

KADIKÖY’DE DEHŞET SAATLERİ

Kadıköy’de bir düğün salonunda önceki gün laf atma nedeniyle iki grup arasında çıkan kavga dün 3 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Uğur Ç. isimli saldırgan önceki gece evinin önünde kendisine silahlı saldırıda bulunan 3 kişiyi dün tekrar evinin önünde görünce silahına sarıldı. Çok sayıda merminin isabet ettiği 3 arkadaş otomobilin içinde verirken, saldırgan kayıplara karıştı

Kadıköy Eğitim Mahallesi Muratpaşa Caddesi Seyit Bey Sokak üzerinde dün saat 17.15′te meydana gelen olay iddialara göre şöyle gelişti: Kadıköy’deki bir düğün salonunda önceki gün laf atma meselesi yüzünden iki grup arasında kavga çıktı. Kavgaya karışan gruplardan biri, tartıştıkları Uğur Ç.’ye evinin önünde silahla ateş açtı. Ancak Uğur Ç. kurşunlardan birinin alnını sıyırması nedeniyle hafif şekilde yaralandı.

34 CTZ 98 plakalı otomobille aynı sokağa dün gelen Erkan Bektaş, Ahmet Aksu ve İsmet Keskin’i gören Uğur Ç. silahına sarıldı ve otomobile doğru ateş açmaya başladı. 3 arkadaşı silahla vuran Uğur Ç. hızla kayıplara karıştı. Başına çok sayıda mermi isabet eden Erkan Bektaş, Ahmet Aksu ve İsmet Keskin olay yerinde yaşamını yitirdi. Olayın ardından polis beyaz renkli Şahin model bir otomobille kaçtığı düşünülen Uğur Ç.’nin peşine düştü. Cesetler yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı

ÖTV indiriminde son günler

28 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Manşet, Teknoloji

Otomotivciler cazip kampanyalar ve indirimler sunuyor

otv30 Eylül’de sona erecek olan ÖTV indirimi için otomotiv sektörü mesaisini son günlerde hızlandırdı. Haftasonları aralıksız çalışarak otomobil satmaya çalışan firmalar uygun faiz oranları, kampanyalar, hediyeler vererek ÖTV indirimini daha da cazip hale getiriyorlar

Avantajlar Neler ;

Tiggo3 modeli için özel kampanyayla 359 şanslı tüketiciye, 5 bin TL indirim sunuluyor

avantaj

Ay sonuna kadar Cruze modelini 2 bin 750 TL ye varan avantajla satan Chevrolet, Lacetti’de yüzde 10 ÖTV kampanyasının yanı sıra Artı Garanti Programı uyguluyor

avantaj1

Symbol, Clio HB ve Clio Grand Tour’da 750 TL, Megane Sedan’daysa 1.750 TL indirim var. Benzer indirimler hafif ticarilerinde de var

avantaj2

Sana da aşığım sana da

27 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Magazin, Manşet

Poliamori! Dört-beş yıllık genç bir akım; çok aşklılık anlamına geliyor


SANA DA AŞIĞIM, SANA DA, SANA DA…

Poliamori! Dört-beş yıllık genç bir akım. Adıyla yaşasın; çok aşklılık anlamına geliyor. Aslında bildiğiniz kuma sistemi, ama poliamoride kadın da tutup birini eve getirebilir.

Avrupa ve ABD’de yayılmaya çalışan bu trend, henüz ülke topraklarından giriş yapmadı…

Poliamori ikonu ne anlama geliyor?
Poliamori işaretindeki renklerden mavi, dürüstlük; kırmızı aşk ve tutku,siyah sosyal baskılar sebebiyle ilişkisini saklamak zorunda kalanlara anlayış göstermek ve destek olmak anlamına geliyor.

Big love’da kadınlara izin yok
FOX’ta gösterilen Big Love adlı dizide, Bill Henrickson’ın hayatı, üç ayrı ev üzerinde ve sekiz çocuk etrafında kurulu. Burada kadınlara aynı izinden yok. Dizi, Emmy Ödülü’ne de adaydı.

Web’de poliamori
Poliamoristlerin buluşma noktaları internette bolca mevcut. Bunların en büyüğü, www.polyamory.org bir de www.polyamorysociety.org var. Bu adreslerden yıllık toplantı / konferans tarihleri, çocuk bakımı, hukuksal durumlar gibi konular takip edilebiliyor.

Küçükken, anneme kızdıkça, “Ben artık sizinle yaşamak istemiyorum, anneannemde yaşayacağım. Şimdi gidiyorum. Süt bardağımı verir misin” gibi konuşmalar yapmışlığım; “Evladım, gecenin bu saatinde icat çıkarma başıma… Yarın sabah nereye gidersen, git” lafını duymuşluğum, çimdiği yemişliğim ve aşağı oturmuşluğum vardır. Beş yaşındaydım. Çok gariplik peşinde bir çocuk olduğumdan değil de, yerimde duramazdım. Çocukluk güzel de oyna oyna nereye kadar; sıkılırdım. İlla üst mahalleye koşalım, oradan aşağı mahalleye dövüşmeye koşalım filan gibi acayiplikler yapardık ve tepemizde “İcat çıkarma, icat çıkarmayın” neonları yanıp sönerdi! Şimdi “İcat çıkarmayın başıma” diyen tarafta ben varım. İcadın adı: Polyamory (poliamori ). Hayatımızdaki bu boşluğu bulanı, keşfedeni tanımıyorum. Tanısam, eğitim yılının açılışındaki saçmalık gibi, onun da alnına “İcat çıkarma” kağıdını yapıştıracağım ki aynaya her baktığında ben aklına geleyim, otursun aşağı…

ÇOK EŞLİ DEĞİL, ÇOK AŞKLIYIZ
Poliamori! Dört-beş yıllık genç bir akım. Adıyla yaşasın; çok aşklılık anlamına geliyor. Ama burada “Bir kalbe iki kişi sığar mı” gibi bir sorunsaldan bahsetmiyoruz. O kadar da dar kafalı değilim… (Bir kalbe iki kişi sığdırmak konusunda aslında dar kafalıyım da, bunun akım haline gelmesiyle ilgilenmezdim, öyle söyleyeyim) Şöyle ki; diyelim ki siz bir çiftsiniz, hayat güzel, kuşlar vs… Siz diyorsunuz ki, “Ben sana aşığım ama, Rüstem’e de aşığım!” Eşiniz de diyor ki, “Süper bir haber! Ben de Hediye’ye aşığım, istersen hep beraber bu evde de yaşayabiliriz…”
Müessemizde abartı yok! Poliamori çok eşlilik değil, karıyı kocayı çaktırmadan ya da çaktırarak aldatmak da değil; birden fazla insanla aşkı en yoğun biçimde yaşamak. Aslında bildiğiniz kuma sistemi ama bu daha modern, kadın da tuttuğu gibi birini kolundan eve getirip, “Al bak, bu da bizimle yaşayacak bundan sonra” diyebiliyor… Ama burada şöyle bir durum var: Aldatmak yok! İnsan gibi izin istiyorsun, çünkü poliamoristler sevgililerinin başkalarıyla da aşkı paylaşmasına izin veriyor. Güne şu cümleyle başlıyorlar: “Günaydın! Aşkı ne kadar çok kişiyle paylaşırsan hayat o kadar güzel olur!”

MATEMATİKSEL OLARAK ZOR FORMÜL
Kafanız az da olsa matematiğe basıyorsa, biraz daha açıyorum konuyu. Diyelim ki siz (A kişisi) durduk yere poliamorist olmak istiyorsunuz. O zaman eşiniz/sevgilinizin (B kişisi) ve seçeceğiniz üçüncü kişinin (C kişisi) bu tarza onay vermeleri gerekiyor. Onay veren kişinin eşcinsel olmaması durumunda, onun da beraberinde getireceği D ve hatta E kişileri olabilir. Sağlıklı bir poliamori ilişkisi bu formülden geçiyor. (Sağlıklı dediğime inanamıyorum!) Yani kısaca, hepsinin poliamoriye inanması gerekiyor. İşte bunlar birbirlerini bulunca, gidip poliamori dernekleri kuruyorlar. Kitaplar yazıyorlar. Hatta poliamori şiirleri bile dile geliyor.
İlk kez 2004 yılında ortaya çıkan bu kavram, dünyanın prestijli dergilerine ve gazetelerine konu oluyor, yeni bir yaşam tarzı olarak benimseniyor. Hatta, Dünya Poliamori Birliği’nin manifestosuna göre; “Amaç çok kişiyle beraber olmak değil, çok sayıda romantik, uzun soluklu ve anlamlı bir ilişki yaşamak”… Poliamori konferansları düzenleniyor, onlarca internet sitesinde fikirler paylaşılıyor. Facebook’taki gruplarında “Karım ve ben sonu hüsranla biten poliamori ilişkileri yaşadık. Evimizde bir gram huzur kalmadı. Hayatımıza aldığımız çiftler bizi kıskandı ve her ilişki deneyimimiz dramla sonlandı. Artık bize değer verecek bir çifte kapılarımızı açmak istiyoruz. Eğer siz bizi bulduğunuzda, hala mutlu bir çift olarak berabersek!” diye yardım çağrısında bulunan bile var… Şimdi bak bu ne? Adını verirdim ama öfkeyle oturup zararla kalkmak da var, uğraşamam… Devam ediyoruz!

SORUNSUZ POLİAMORİ YOK
Peki bu insanların derdi ne? Çeşitli yorumlarda tespit ettiğime göre, bunlar her ilişkisinde başka bir özellik buluyor. Biriyle kitap okuyor, öbürüyle öpüşüyor, diğeriyle yüzüyor… Antalya’daki otellerdeki gibi ‘all in one’ servisi insanlarda mevcut olmadığından, üçüne de dürüst olmak şartıyla, üç kişiye aşık olarak hayatına devam ediyor. Başka birine aşık olmak, ilişkiyi bitirmek için sebep değil. Poliamoristlere göre, aşık oldukları herkes hayatlarının bir parçası. Kendilerini de “Ben yalan söylemiyorum, aldatma topuna girmiyorum” diyerek savunuyorlar. Biri de mesela durumunu şöyle açıklıyor: “Ben aynı anda birçok kitaptan, müzisyenden, şaraptan hoşlanabilirdim. Bu da onun gibi bir şey!”
Bu arada, birbirinden ayrı düşemeyip, aynı evi paylaşanlar da var… Sorunsuz aşk olmadığı gibi, sorunsuz çoklu aşk da yok, ya ne sandınız? Ama burada sorun şu: Sevgililer Günü’nün, hafta sonlarının kiminle, hangi sevgiliyle geçirileceği tartışma meselesi… Hafazanallah, bir de bunların aynı günde doğanları vs. de oluyordur.
Neyse, bu garip ilişki biçimi Türkiye’de taraftar toplamış değil. Günlerdir yaptığım araştırmalara göre, bu konuda tek aday, Bay Ayhan. İşadamı, 38 yaşında, 1.84 m., 88 kg. İstanbul ve Londra’da yaşıyor, ABD’ye ve Avrupa’ya sık sık seyahat ediyor. Ama kendisinin internet sitelerine gönderdiği istek mektubuna tek bir yanıt bile gelmiş değil. Aman aman, iyi, orada dursun o iş, buralara gelmesin. Böyle bir saçmalık olamaz , başıma icat çıkarmayın diyor ve sizleri Yalın’ın ‘Cumhuriyet’ parçasıyla başbaşa bırakıyorum: “Kalbimin ortasında bu nasıl bir cumhuriyet? Seninki nasıl bir hakimiyet? Ben anlamadım. Aşk mısın, dert misin yoksa canına susamak mı benimki? Uyudum uyandım hala anlamadım…”

POLİAMORİ ŞARTNAMESİ
* Çok aşklılık durumuna açık, dürüst olacaksınız. Ancak, sahiplenici olmamanız lazım.
* Kıskançlık durumu kaçınılmaz, buna hazırlıklı olacaksınız.
* Olası kavgaları önlemek için başucu kitabı: Şiddetsiz İletişim
* Çoğunlukla zor ama mutlaka yapılması gerekenlerin başında; durumunuzu ailenize açmanız geliyor.
* Tanışmak için: İnternette poliamori forumlarına, yılın belirli zamanlarında düzenlenen poliamori festivallerine katılacaksınız

Sonraki yazılar »